Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) 19 Mayıs Atatürk’ümüzü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Mesajı

Yazan: 19 Mayıs 2012 Cumartesi  
Kategori: 4-Haberler

 

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Türk milletinin kudret ve kuvvetine dayanarak, kendi kararlarını kendisinin vereceği tam bağımsız bir devlet için yola çıkışlarının 93. yıldönümünü sevinçle karşılamış bulunmaktayız.

 

19 Mayıs 1919 Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün Samsuna çıkışıyla başlayıp binlerce şehit vereceği tarihi zaferlerin atılım noktasıdır. Büyük fedakarlıklarla kurulan TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni ATATÜRK gençlerimize armağan ve  emanet etmiştir. Gençlerimize duyulan güveni tarihin sayfalarına silinmeyecek şekilde altın harflerle yazmıştır.

 

Bu önemli tarihi dönüm noktasının ortak hafızamızdaki yerini her yıl yeniden hatırlayıp birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmeli, bağımsızlığın ne büyük bir nimet olduğu gençlerimize anlatmalı, hatırlatmalı, yaşatmalı ve ortak bilinç olarak sürekli canlı tutmalıyız.

 

Bu duygu ve düşünceler ile 19 Mayıs Atatürk’ümüzü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ile anıyoruz…

 

Saygılarımızla…

 

İbrahim BAŞYURT

 

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

Bu yazı 6 defa okundu.

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Anneler Günü Mesajı

Yazan: 12 Mayıs 2012 Cumartesi  
Kategori: 4-Haberler

 

Merhabalar

 

Değerli Arkadaşlar…

 

Tüm inançların temelinde Cennet inancı olduğu hepimizce malumdur. O kadar uvli bir makam ki Dünya hayatının başarılı imtihanı neticesinde mükafat yeridir.

 

Allah (C.C) dünyada Cenneti ayaklarının altına sakladığı ve bahşettiği tek varlık Annedir.

 

Bu kadar ulvi bir değere sahip olan Annelerimizin bugün tahtında her gününü fıtratlarındaki Şefkat ve Merhamet yumuşaklığı ile tebrik ederim…

 

Saygılarımla…

 

 

İbrahim BAŞYURT

 

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

 

Bu yazı 8 defa okundu.

Yargı Çalışanları Derneği 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Mesajı

Yazan: 30 Nisan 2012 Pazartesi  
Kategori: 4-Haberler

 

Merhabalar

Değerli Yargı Camiası ve Arkaşlar

Hiç bir şey kendiliğinden ortaya gelmemiştir. Mutlaka onu bir emek ve güç vücuda getirmiştir.

Bugün dünyanın her yerinde Emek ve Emeğin sahipleri Kapitalizmin menfi sonuçlarını yani güçlü ve gücü olan herşeyi yaptırır mantığını ortadan kaldırmak için bir araya gelmişlerdir.

Adalete dayanmayan Kuvvet Zalimdir.

Anayasamızda ise bu Angarya olarak tabir edilmiştir.

Hak ve özlükleri sağlanmış her birey bağımsızdır. Bunun teminatı da Devlete aittir.

Yaradılmışların en şereflisi olan İnsanın, insanca yaşayabilmesi için el ele gönül gönül gönüle olmak zorundayız… Ötekileştirmeden, güçlünün, zayıfı ezmesine mahal vermemesi, zenginin, fakiri görmezden gelmemesi için birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır.

Bu nedenle Yargı görevini ifa eden ; Emeğin ve Sahiplerinin birlik, beraberlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) olarak kutluyoruz…

Saygılarımızla…

İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği Genel Başkanı

Bu yazı 11 defa okundu.

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) 23 Nisan Mesajı

Yazan: 23 Nisan 2012 Pazartesi  
Kategori: 4-Haberler

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüz diyor ki :
BENİM İÇİN TEK BİR HEDEF VARDIR ; O DA CUMHURİYETTİR…


Cumhuriyetimizin 92. Kuruluş Yıldönümü ile birlikte Dünyada İlk ve Tek olarak Kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını Her kuşağın kendisinden sonraki kuşaklara daha iyi bir Dünya ve Türkiye bırakmak durumunda ve sorumluluğunda olduğunu da hatırlatarak Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) canı görülden kutluyoruz…
Saygı ve Sevgilerimizle…
İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

Bu yazı 4 defa okundu.

Yargı Çalışanları Derneği olarak Polis Haftasını Kutluyoruz…

Yazan: 09 Nisan 2012 Pazartesi  
Kategori: 4-Haberler

Bu yazı 7 defa okundu.

Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Talihsiz Açıklamasına Karşı Yargı Çalışanları Derneğinin Cevabi Metni

Yazan: 06 Nisan 2012 Cuma  
Kategori: 4-Haberler

 

Merhabalar

Değerli Arkadaşlar

“Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, tapuda rüşvetin önlenmesi için ilginç bir öneri getirdi: Ya hapse atacaksın ya aldığı rüşveti yedireceksin! Tapu müdürlerinin tamamı üniversite mezunu, bulundukları illerde, bir savcı, kaymakam, hakim kadar itibarları olması gerekir. Ama şu anda mahkeme mübaşiri gibi algılanıyorlar. Tapunun halkın üzerindeki değeri çok kıymetlidir. Tapu gibi adamlar olmalısınız” şeklinde Yargı Çalışanlarını aşağılayıcı beyanları kabul edilemez derecededir.

Yargı Çalışanları görevi gereği mesleğine son derece bağlı, çalışkan, dürüst kişilerdir. Mesleği ile bağdaşmayan işler ile iştigal ediyor gibi lanse edilmesi büyük bir talihsizliktir.

Siyasi emel uğruna bu tür gaflara Onur u ve Haysiyeti ile yaşayan ve görev yapan Yargı Çalışanları malzeme edilmemesi gerekmektedir.

Gerek bürokrasi gerekse Siyaset içerinde yer alan kişilerin söylem ve eylemlerine son derece dikkat etmesi gerekmektedir. Aski takdirde haddi aşan söylem ve davranışların muhtabı yine Yargı Erki olacaktır.

Bu nedenle esefle kınandığımızı bildirerek gerek toplumun gerekse Yargı Çalışanlarının hassasiyetle uzak durduğu hususlarda bu tür talihsiz açıklamaların yapılmaması diliyoruz.

Saygılarımızla…

İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

Bu yazı 269 defa okundu.

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) olarak Avukatlar Gününü Kutlarız

Yazan: 05 Nisan 2012 Perşembe  
Kategori: 4-Haberler

Bu yazı 8 defa okundu.

EV EŞYALARINA HACİZ KALKIYOR !

Yazan: 05 Nisan 2012 Perşembe  
Kategori: 4-Haberler

Adalet Bakanlığı Yargı Reformu kapsamında 3. Paketi Meclise sundu. Tasarı içerisinde herkesi yakından ilgilendiren, günlük hayata dair düzenlemeler mevcut. Tabi ki esas olanın herkesin borcunu ödeyebilir olmasıdır. Kimsenin ödeme güçlüğü içerisine düşmeden yaşantısını sürdürmesidir. Ne varki hayatın beklenmedik gelişmeleri insanları böylesi bir durumla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu durum hem alacaklı hem borçlu için sıkıntılıdır. Bu husus gözardı edilmeksizin  düzenlemeler hayata geçmelidir. Paket içerisinde çok önemli bulduğum düzelemelerin  bir tanesi de Haciz edilemeyecek mallara ilişkin olanıdır. Halen bu konuya dair mevcut durum  İİK’ nun 82. maddesinde şöyledir.

 

Haczi Caiz Olmayan Mallar ve Haklar

 

2. Borçlunun zatı ve mesleki için lüzumlu elbise ve eşyasiyle borçlu ve ailesine lüzumu olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,

 

3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

 

Bu düzenlemenin olması istenen yeni hali ise;

 

2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,

3. a) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler,

b) Aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,

hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu her türlü eşya,”

 

Şeklinde öngörülmüştür.

 

Kolay bir dille anlatmaya çalışırsak. Artık ev içerisinde yer alan eşyalar eğer, Para, çek-senet v.b. ile  altın, gümüş, gibi eşyalar haciz edilebilecek; ve aynı eşyadan örneğin iki televizyonumuz var ise biri, iki buzdolabımız var ise biri haciz edilebilecek.

 

Eşyaların evden alınıp bir başka yere götürülmesi yani malın muhafazaya alınması için değerinin ise Asgari ücretin 5 katını geçmesi şartına bağlanmıştır. Yani ev eşyalarının değeri bu gün için yaklaşık 4.500.TL.’ nin civarında olursa ancak yerinden alınabilecek veya icra dairesince bize bırakıldığı halde satışa çıkması halinde hazır etmez  isek  bu mallar evden alınabilecektir.

 

Yine borçlunun olduğu iddiası ile bir başkasının evinde – işyerinde haciz yapılması durumunda da mallar hemen alınamayacak. Önce malların gerçekten borçluya ait olup olmadığı konusunda mahkemenin karar vermesi beklenecek ve mahkemece borçluya ait olduğuna karar verildiği takdirde ancak bu malların yerinden alınması mümkün olacak.

 

Ancak bu hususta çok önemli bir eksiklik olarak gördüğüm şu hususu ifade etmem gerek.

 

Dikkat edilirse hal-i hazır durumda borçluların „ ….. İbadete mahsus kitap ve eşyası“ haciz edilemez iken yeni metinde bu durum unutulmuştur.

 

İbadete Mahsus Kitap ve eşya, özel nitelikli eşyalar olup parasal değeri veya sayısal çokluğu ile ölçülmemelidir. Önceki düzenleme bu konuda çok açıktır. Bu nedenle de mutlaka yeniden eklenmedir. Aksi takdirde mazallah bir meczubun yasa hükmünü zorlaması hali ile telafisi çok güç hadiseler cereyan edebilir. Yasanın ilk  hali,  ev ve iş eşyalarından ayırdığı İbadete Mahsus kitap ve eşyayı özellikle korumuştur. Bu korumanın devamı tartışmasız sağlanmalıdır.

 

Saygılarımla.03.04.2012

 

 

M. Cesur GÖÇMEN

 

 

 

 

 

Bu yazı 75 defa okundu.

6100 Sayılı HMK’nun yönetmeliği 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı

Yazan: 03 Nisan 2012 Salı  
Kategori: 4-Haberler

3 Nisan 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28253

YÖNETMELİK

Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin yargılama ve yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esasları kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 118 inci maddesinin ikinci fıkrası, 317 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 386 ncı maddesi, 445 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 449 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Avukat Bilgi Sistemi: Avukatların internet üzerinden UYAP’a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi,
b) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
c) Bilirkişi Bilgi Sistemi: Bilirkişilerin internet üzerinden UYAP’a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi,
ç) Bilişim sistemi: Bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve programlardan oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi,
d) Daire başkanı: Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi başkanını,
e) Dış birim: UYAP sistemine dâhil olmayan diğer kamu kurumları ve özel kuruluşları,
f) Elektronik ortam: Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı,
g) Elektronik veri: Elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan kayıtları,
ğ) Erişim: Bir bilişim sistemine bağlanarak kullanım imkânı kazanılmasını,
h) Hukuk dairesi: Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesini,
ı) Kanun: Hukuk Muhakemeleri Kanununu,
i) Kayıt: Fizikî veya elektronik ortamda üretilen ya da bu ortama aktarılan veya taşınan, bilgi, belge ve verinin saklanmasını,
j) Kurum Bilgi Sistemi: Tüzel kişilerin internet üzerinden UYAP’a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapabilmelerini sağlayan sistemi,
k) Ön büro: Davanın açılmasından başlamak üzere yargılama ile ilgili bütün işlemler ile mahkemelere sunulan veya mahkemelerden talep edilen her türlü evraka ilişkin işlemlerin yapıldığı, genellikle adliyelerin giriş kısımlarında bulunan ve tüm hukuk mahkemelerine hizmet veren yazı işleri birimini,
l) Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS): UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı ses ve görüntü bilişim sistemini,
m) Tevzi bürosu: Dava ve işlerin mahkemelere gönderilmesi işleminin yapıldığı yeri,
n) Tevzi kriteri: Dava, istinabe ve işlerin mahkemelere dağılımının ne şekilde yapılacağını gösteren usul ve esasları,
o) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP): Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan yargı bilişim sistemini,
ö) Vatandaş Bilgi Sistemi: Vatandaşların internet üzerinden UYAP’a erişim yaparak elektronik ortamda işlem yapmalarını sağlayan sistemi,
p) Veri: Bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değeri,
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genel Esaslar

UYAP’ın kullanılması

MADDE 5 –

(1) Mahkemeler ve hukuk dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir.
(2) Daire başkanı, hâkim, üye, yazı işleri müdürü ve diğer personel iş listesini günlük olarak kontrol etmek ve yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Mahkemelere ve hukuk dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP’a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir.
(4) Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukuk dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler.
(5) Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin onayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir.
(6) Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez.
(7) Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP’a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları mahallinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortama aktarılması imkânsız olan belgeler ise fiziki ortamda saklanır ve gerektiğinde fizikî olarak gönderilir.
(8) UYAP üzerinden hazırlanmış ve güvenli elektronik imza ile imzalanmış evrakın dış birimlere elektronik ortamda gönderilememesi halinde; belge veya kararın fizikî örneği alınır, güvenli elektronik imza ile imzalanmış aslının aynı olduğu belirtilerek altı hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanmak sureti ile gönderilir.
(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00’a kadar yapılması zorunludur.
(10) Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesai saati sonunda biter.
Yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi

MADDE 6 – (1) Mahkemelerde ve hukuk dairelerinde bir yazı işleri müdürü, yeterli sayıda zabıt kâtibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler bulunur.
(2) Yazı işleri hizmetleri ilgisine göre mahkeme hâkimi veya daire başkanının denetimi altında, ilgili yazı işleri müdürü ve onun yönetiminde zabıt kâtibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler tarafından yürütülür.
(3)Yazı işleri müdürünün görevleri şunlardır:
a) Mahkeme yazı işlerini denetlemek.
b) Talep halinde gerekçeli kararın tebliğini sağlamak.
c) Harç tahsil müzekkerelerini yazmak ve kesinleştirme işlemlerini yapmak.
ç) Zabıt kâtipleri arasında iş bölümü yapmak.
d) Dava dilekçesini ve havalesi gereken evrakı havale etmek.
e) Yönetimi altında bulunan zabıt kâtipleri ve diğer memurları yetiştirmek.
f) Hukukî başvuru veya kanun yolları incelemesi için dosyayla ilgili gerekli işlemleri yapmak ya da yaptırmak.
g) Bilirkişilere fiziki ortamda teslimi gereken dosyalarla ilgili işlemleri yerine getirmek.
h) Harcın hesaplanması ve hukuk mahkemeleri veznesi bulunmayan yerlerde tahsiline ilişkin işlemleri yapmak.
ı) Dosyaya ait kıymetli evrak ve değerli eşyanın uygun yerde muhafazasını sağlamak.
i) Yargılamanın bulunduğu aşamanın gereklerini yerine getirmek.
j) Arşivin düzenli tutulmasını sağlamak.
k) Teminatın iadesi gereken hallerde gerekli işlemleri yerine getirmek.
l) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.

(4) Zabıt kâtibinin görevleri şunlardır:
a) Duruşma ve keşiflere katılmak, hâkim tarafından yazdırılanlar ile doğrudan yazılmasına izin verilen beyanları tutanağa yazmak.
b) Ara kararları yerine getirmek.
c) Gerekçeli kararları hâkimin bildirdiği şekilde yazmak.
ç) Yargılaması devam eden dosyaları düzenli ve eksiksiz bir şekilde muhafaza etmek.
d) Tamamlanıp kesinleşen dosyaları arşive kaldırtmak.
e) Tarafların dosyaları incelemesine nezaret etmek ve dosya inceleme tutanağını düzenlemek.
f) Karar ve tutanakları dikkat ve itina ile yazarak imzasız bırakmamak.
g) Cevabı gelmeyen müzekkerelerin tekidini yapmak.
ğ) Dizi pusulası düzenlemek.
h) Mevzuattan kaynaklanan veya hâkim ya da yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.

(5) Mübaşirin görevleri şunlardır:
a) Kâtip tarafından hazırlanan ve duruşması yapılacak dosyaları incelenmek üzere duruşma gününden önce hâkime götürmek.
b) Günlük duruşma listesini yapmak ve görülebilecek bir yere asmak.
c) Duruşma sırası gelenleri duruşma salonuna davet etmek.
ç) Duruşmaya alınanların salondaki yerlerini göstermek ve buna uyulmasını sağlamak.
d) Yemin verilmesi ve kararın açıklanması başta olmak üzere, duruşma ve keşif esnasında izlenmesi gereken davranış kurallarını taraflara ve ilgililere açıklamak.
e) Müzekkereler ve tebligatların ilgili kurum ya da kişilere ulaşmasını sağlamak üzere posta ve zimmet işlemlerini yerine getirmek.
f) Duruşmanın gizli yapılması kararı alındığında salonu boşaltmak.
g) Hâkimin uygun bulduğu kişilerin dosyadan fotokopi almasına yardımcı olmak.
ğ) Ertelenen duruşma tarihini yazarak taraflara vermek.
h) Arşive gitmesi gereken dosyalar ile arşivden çıkarılması gereken dosyalara ilişkin işlemleri yapmak ve arşivi düzenli tutmak.
ı) Fiziki ortamda sunulan evrakı en kısa sürede dosyasına düzenli bir şekilde takmak.
i) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.

(6) Hizmetlinin görevleri şunlardır:
a) Mahkemeye ait alanları tertipli, düzenli ve temiz halde tutmak.
b) Mübaşirin olmadığı ya da yetersiz kaldığı zamanlarda ona ait işleri yapmak ve yardımcı olmak.
c) Hâkimin ve yazı işleri müdürünün vereceği diğer görevleri yerine getirmek.
İş bölümü ve denetim
MADDE 7 – (1) Yazı işleri müdürü, ilgisine göre hâkimin veya daire başkanının onayını alarak, zabıt kâtibi, memur, mübaşir ve diğer görevliler arasında iş bölümü yapar. Yazı işleri bürosunun birden fazla hâkime bağlı çalıştığı ilk derece hukuk mahkemelerinde tüm hâkimlerin onayı alınır.
(2) Yazı işleri müdürü, hizmetlerin verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesi için zabıt kâtipleriyle, memur ve diğer görevlilere işlerin öğretilmesi de dâhil olmak üzere her türlü tedbiri alır. İlgili yazı işleri müdürü ve personel işin birikmesi veya gecikmesinden birlikte sorumludur.
(3) Yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesinde gerektiğinde hukuk dairesi başkanı üyelere görev verebilir.

Hâkim ve savcı adayları ile avukat stajyerlerinin yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılması

MADDE 8 – (1) Avukat stajyerleri ilgisine göre hâkim veya daire başkanının uygun görmesi ile uygulama bilgilerini geliştirmek amacıyla yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılabilir. Ancak bir defa yapmakla öğrenebilecek işler devamlı yaptırılamaz.
(2) Hâkim ve savcı adayları, 1/6/2004 tarihli ve 25479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ile İdari Yargı Hâkim Adaylarının Staj Dönemi ile Staj Mahkemelerine İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre yazı işleri hizmetlerinde çalıştırılabilir.

İKİNCİ KISIM

Mahkemeler ve Hukuk Daireleri Yazı İşleri Hizmetleri

BİRİNCİ BÖLÜM

Kayıtlar, Tahsis Amacı ve Kullanılış Şekli
Tutulacak kayıtlar

MADDE 9 – (1) Mahkemeler ve hukuk dairelerinde aşağıda gösterilen kayıtların UYAP’ta tutulması zorunludur. Bu kayıtlar tarih, sıra numarası, hazırlayan veya onaylayan kişiye göre sorgulanabilir şekilde tutulur. Tutulacak kayıtlar şunlardır:
a) Esas kaydı.
b) Karar kaydı.
c) İstinaf kaydı.
ç) Temyiz kaydı.
d) İstinabe kaydı.
e) Değişik işler kaydı.
f) Duruşma günleri kaydı.
g) Keşif günleri kaydı.
ğ) Taşra istinaf veya temyiz kaydı.
h) Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydına mahsus esas kaydı.
ı) Ortaklığın giderilmesi satış paralarının kaydına mahsus kasa kaydı.
i) Tereke esas kaydı.
j) Tereke karar kaydı.
k) Tereke kasa kaydı.
l) Mirası ret kaydı.
m) Posta mutemet kaydı.
n) Tevzi kaydı.
o) Zimmet kaydı.
ö) Harç tahsil müzekkeresi zimmet kaydı.
p) Vakıf tescil kaydı.
r) Vesayet ad kaydı.
s) Kıymetli evrak ve eşya kaydı.
ş) Sosyal inceleme-görüşme kaydı.
t) Muhabere kaydı.
u) Hakem kararları saklama kaydı.

Esas kaydı

MADDE 10 – (1) Davaların aşamalarının işlendiği kayıttır.
(2) Esas kaydı; sıra numarası, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerinin ad ve soyadları, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret sicil numarası veya merkezi tüzel kişi kimlik numarası, davanın konusu, davanın aşaması, nihai karar ve tarihi, kanun yolları işlemleri ve düşünceler sütunlarını içerir.
(3) Davanın aşaması sütununa davanın dilekçeler, ön inceleme ve tahkikat aşamalarına ilişkin bilgiler yazılır.
Karar kaydı
MADDE 11 – (1) Mahkemece verilen kararlara ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.
(2) Karar kaydı; karar sıra numarası, karar tarihi, dosya esas sıra numarası, kararı veren hâkim veya daire başkanı ve üyelerin ad ve soyadları ile sicil numaraları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, karar sonucu ve davanın konusu sütunlarını ihtiva eder.
(3) Dava sonunda esas, hakem, tereke, değişik iş dosya türlerinden verilen hüküm ve kararlar, tarih sırası ve sıra numarası ile elektronik ortamda görüntülenir.
İstinaf kaydı

MADDE 12 – (1) Mahkemece verilen hükümler aleyhine yapılan istinaf başvurularına ilişkin olarak tutulan kayıttır.
(2) İstinaf kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, istinaf yoluna başvuran tarafın sıfatı, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, aleyhine istinaf yoluna başvurulan tarafın sıfatı, adı ve soyadı, istinaf dilekçe tarihi, davanın nev’i, karar tarihi ve numarası, aleyhine istinaf yoluna başvurulana tebliğ tarihi, istinaf şartlarının yerine getirilip getirilmediği, dosyanın hangi bölge adliye mahkemesinin hangi hukuk dairesine gönderildiği, gönderilme tarihi, dosyanın istinaf incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler sütunlarını içerir.
Temyiz kaydı

MADDE 13 – (1) Mahkemece veya ilgili hukuk dairesince verilen hükümler aleyhine yapılan temyiz başvurularına ilişkin olarak tutulan kayıttır.
(2) Temyiz kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, temyiz yoluna başvuranın taraf sıfatı, adı ve soyadı, aleyhine temyiz yoluna başvurulanın taraf sıfatı, adı ve soyadı, temyiz dilekçe tarihi, davanın nev’i, karar tarih ve numarası, aleyhine temyiz olunana tebliğ tarihi, temyiz şartlarının yerine getirilip getirilmediği, dosyanın Yargıtay’ın hangi dairesine gönderildiği, gönderilme tarihi, dosyanın temyiz incelemesinden döndüğü tarih ve neticesi ile düşünceler sütunlarını içerir.
İstinabe kaydı

MADDE 14 – (1) Başka yer mahkemelerinden veya ilgili hukuk dairelerinden dava ve işlerle ilgili olarak gönderilen istinabe taleplerine ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.
(2) İstinabe kaydı; sıra numarası, müracaat ve tevdi tarihi, dosyadaki taraflar, talebin nev’i, tarihi, gönderen mahkeme veya hukuk dairesinin adı ve dosya esas sıra numarası, muamele neticesi, iade tarihi ve düşünceler sütunlarını içerir.
Değişik işler kaydı

MADDE 15 – (1) Yukarıda sayılan kayıtlarda tutulması gerekmeyen ihtiyatî tedbir, delil tespiti gibi karar ve işlemlerin tutulduğu kayıttır.
(2) Değişik işler kaydı; sıra numarası, talep tarihi, talep eden ile varsa karşı tarafın, adı ve soyadı ya da unvanı, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret sicil numarası veya merkezi tüzel kişi kimlik numarası, talep konusu, karar numarası, kararın özeti ve tarihi ile düşünceler sütunlarını içerir.
Duruşma günleri kaydı

MADDE 16 – (1) Mahkemelerin ve hukuk dairelerinin iş durumlarına göre duruşma yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dâhilinde raporlanabildiği kayıttır.
(2) Duruşma günleri kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, duruşma gün ve saati, tarafların ad ve soyadları, davanın türü, duruşmanın bırakıldığı tarih, karar numarası ve işlem sonucu sütunlarını içerir.
Keşif günleri kaydı

MADDE 17 – (1) Mahkemelerin ve hukuk dairelerinin iş durumlarına göre keşif yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dâhilinde tutulduğu kayıttır.
(2) Keşif kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, keşif gün ve saati, davanın türü, tarafların ad ve soyadları ve işlem sonucu sütunlarını içerir.
Taşra istinaf veya temyiz kaydı

MADDE 18 – (1) Başka yer mahkemeleri veya hukuk daireleri ile ilgili olarak gönderilecek istinaf veya temyiz başvurularının tutulduğu kayıttır.
(2) Taşra istinaf veya temyiz kaydı; sıra numarası, gönderilecek yer mahkemesi veya hukuk dairesinin adı, evrak özeti, dilekçe tarihi, dosya numarası, düşünceler sütunlarını içerir.
Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydına mahsus esas kaydı

MADDE 19 – (1) Satış talep edilen ortaklığın giderilmesi dosyalarının kaydının ve geçirdiği safahatın tutulduğu kayıttır.
(2) Bu kayıt; sıra numarası, satış kararını veren mahkemenin adı, dosya esas sıra numarası, karar tarihi, karar numarası, hissedarların ad ve soyadları, satış talebi tarihi, satış memurunun adı ve soyadı, dosyayı aldığı tarih, satışı müteakip dosyanın mahkemeye tevdi tarihi, banka hesap numarası, satıştan elde edilen paranın hissedarlara tevziine dair muameleler ve netice sütunlarını içerir.
Ortaklığın giderilmesi satış paralarının kaydına mahsus kasa kaydı

MADDE 20 – (1) Satıştan elde edilen para için tutulan kayıttır. Hak sahiplerine dağıtılacak bu paralar için bankada ayrı bir hesap açtırılır.
(2) Bu kayıt; sıra numarası, işlem türü, işlem tarihi, parayı yatıran veya çekenin adı ve soyadı, sicil numarası, birim adı, dosya esas sıra numarası, makbuz numarası, miktar sütunlarını içerir.
(3) İşlem türü sütununa işlemin tahsilât veya reddiyat olduğu yazılır.
Tereke esas kaydı

MADDE 21 – (1) Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik gereğince tutulan ve ayrıca tereke mallarının korunması, defterinin tutulması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak için tutulan kayıttır.
(2) Tereke esas kaydı; sıra numarası, varsa ilgili dosya esas numarası, davanın açıldığı tarih, başvuranın, miras bırakanın ve varsa veli, vasi veya kayyımın adı ve soyadı, adresleri ve T.C. kimlik numaraları, başvuru tarihi, miras bırakanın ölüm tarihi, hükmün sonucu, tarih ve numarası, kanun yollarına başvurma sütunlarını içerir.
Tereke karar kaydı

MADDE 22 – (1) Tereke dosyalarına ilişkin mahkemece verilen kararların tutulduğu kayıttır.
(2) Tereke karar kaydı; sıra numarası, karar tarihi, dosya esas sıra numarası, kararı veren hâkimin adı ve soyadı ile sicil numarası, başvuranın, miras bırakanın ve varsa veli, vasi veya kayyımın adı ve soyadı, karar sonucu ve davanın konusu sütunlarını içerir.
Tereke kasa kaydı

MADDE 23 – (1) Terekeye ait bankaya yatırılan ve çekilen para için tutulan kayıttır. Bu para için bankada her dosya bakımından ayrı bir hesap açtırılır.
(2) Bu kayıt; sıra numarası, işlem türü, işlem tarihi, parayı yatıran veya çekenin adı ve soyadı, sicil numarası, birim adı, dosya esas sıra numarası, makbuz numarası, miktar sütunlarını içerir.
Mirası ret kaydı

MADDE 24 – (1) Mirasçıların mirası ret etmesi halinde tutulan kayıttır.
(2) Mirası ret kaydı; miras bırakanın adı ve soyadı, ölüm tarihi, mirası ret için başvuru tarihi, reddedenin adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, reddedenin ikâmet adresi, ret beyanını içeren tutanağın tarihi, tereke esas numarası, mirasçılık belgesini veren mahkemenin adı ile esas ve karar numarası ve düşünceler sütununu içerir.
(3) Reddeden mirasçıya mirası ret ettiğine dair belge verilmiş ise bu husus düşünceler sütununda belirtilir.
(4) Reddeden mirasçıya talebi halinde, mirası ret kaydı numarasını içeren, mahkeme mührü ile mühürlenmiş ve zabıt kâtibi tarafından imzalanmış mirası reddettiğine ilişkin bir belge verilir.

Posta mutemet kaydı

MADDE 25 – (1) Havale yoluyla gelen paraya ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.
(2) Bu kayıt; havalenin çıkış yeri, numarası, tarihi, cinsi, miktarı, gönderenin adı ve soyadı, dosya numarası, posta görevlisinin adı ve soyadı, kasa kayıt tarihi ve numarası, tahsilât makbuzunun tarihi ve numarası sütunlarını içerir.
(3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır.

Tevzi kaydı

MADDE 26 – (1) Tevzi bürosunca dava veya işlerin hangi mahkemeye veya hukuk dairesine gönderildiğine ilişkin tutulan kayıttır.
(2) Tevzi kaydı; sıra numarası, dağıtım yapılan mahkemenin veya hukuk dairesinin adı, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, tarafların adı, soyadı veya unvanı ve davanın konusu sütunlarını içerir.

Zimmet kaydı

MADDE 27 – (1) Mahkemelerden veya hukuk dairelerinden çeşitli mercilere gönderilen evrakın işlendiği kayıttır.
(2) Zimmet kaydı; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını içerir.
(3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır.

Harç tahsil müzekkeresi zimmet kaydı

MADDE 28 – (1) Mahkemelerden veya hukuk dairelerinden gönderilen harç tahsil müzekkerelerinin işlendiği kayıttır.
(2) Zimmet kaydı; sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını içerir.
(3) Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır.

Vakıf tescil kaydı

MADDE 29 – (1) Mahkemece vakfın sicile tesciline ilişkin tutulan kayıttır.
(2) Vakıf tescil kaydı; sıra numarası, vakfın adı, sicil tarihi ve tescili yapan taraf, lehine tescili yapılan taraf, tescil yapılma sebebi, tescil tarihi ve düşünceler sütunlarını içerir.

Vesayet ad kaydı

MADDE 30 – (1) Vesayet altına alınan veya kendilerine kayyım tayin olunanların alfabetik sırayla adlarının tutulduğu defterdir.
(2) Vesayet ad kaydı; sıra numarası, esas numarası, karar numarası, kısıtlı, vasi, kayyım veya gaibin adı ve soyadı, T.C. kimlik numaraları, işi, adresi, ikametgâhı, vesayet altına alınma sebebi, vesayet altına alındığı tarih, vasi veya kayyımın tayin edildiği tarih, göreve başlayış tarihi, görevin bitiş tarihi, malın devir ve teslim edildiği tarih ve düşünceler sütunlarını içerir.

Kıymetli evrak ve eşya kaydı

MADDE 31 – (1) Mahkeme, hukuk dairesi, tereke hâkimliği, ortaklığın giderilmesi satış memurluğu veznesince alınan döviz cinsinden paralar ile diğer kıymetli evrak ve eşyaların işlendiği kayıttır.
(2) Kıymetli evrak eşya kaydı; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, verilen makbuzun tarihi ve numarası, kıymetli evrakın sahibinin adı ve soyadı, kıymetli evrakın cinsi, âdeti, numarası, takdir edilen kıymeti, satılmış ve paraya çevrilmişse bedeli, aynen iade olmuşsa iade tarihi, iade alanın adı, soyadı ve imzası, nerede saklandığı ve düşünceler sütunlarını içerir.

Sosyal inceleme-görüşme kaydı

MADDE 32 – (1) Mahkemece veya hukuk dairesince sosyal incelemecilerin raporlarına ilişkin tutulan kayıttır.
(2) Sosyal inceleme-görüşme kaydı; sıra numarası, ilgili dosya esas numarası, tarafların ad ve soyadları, uzmanların ad ve soyadları, dosyanın veriliş tarihi, dosyanın geldiği tarih ve rapor özeti sütunlarını içerir.

Muhabere kaydı

MADDE 33 – (1) Yukarıdaki maddelerde düzenlenen kayıtlara işlenmesi gerekenler dışında gelen ve giden evrak ile başka yer mahkemeleri veya diğer kurumlara gönderilmek üzere verilen dilekçelere ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.
(2) Muhabere kaydı; sıra numarası, evrakın tarih veya numarası, gönderilen veya gönderen mahkeme, hukuk dairesi veya kurumun adı, geliş veya gönderilme tarihi, evrakın özeti, düşünceler sütunlarını içerir.

Hakem kararları saklama kaydı

MADDE 34 – (1) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 436 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece saklanacak hakem kararlarına ilişkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.
(2) Hakem kararları saklama kaydı, sıra numarası, kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları, tarafların, varsa kanunî temsilcileri ile vekillerin ad ve soyadları, T.C. kimlik numarası, davanın konusu, nihai karar ve tarihi ile düşünceler sütunlarını içerir.

Yeni kayıt eklenmesi ve sorgulama

MADDE 35 – (1) Bu Yönetmelikte düzenlenen kayıtlara gerek görüldüğünde Bakanlık tarafından yeni kayıtlar veya mevcut kayıtlara yeni sütunlar eklenebilir.
(2) Bu kayıtlardaki verilerin bir veya birkaçı bir arada sorgulanıp raporlanabilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Davanın Açılması ve İşlerin Kaydı

Davanın açılması

MADDE 36 – (1) Dava dilekçesi, tevzi bürosu, ön büro veya tevzi işiyle görevlendirilen yazı işleri personeline teslim edilir.
(2) Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edilir ve tevzi formunun bir örneği başvuru sahibine verilir.
(3) Tevzi işlemi tamamlandığında, dosya hangi mahkemeye gönderilmiş ise o mahkemenin esas kaydından numara alır ve sistem tarafından aynı anda tevzi formu düzenlenir. Tevzi formu, dava veya işlerin hangi mahkemeye veya hukuk dairesine gönderildiğini gösteren ve başvuru sahibine verilen alındı belgesidir. Tevzi formu, dağıtım yapılan mahkemenin adını, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, dosya türünü, tarafların ad ve soyadlarını, davanın konusunu ve varsa ilişkili dosya numarasını içerir.
(4) Başka yer tevzi bürosundan açılan davalarda da yukarıdaki fıkralar uygulanır. Başka yer tevzi bürosu, ilgili mahkemeye doğrudan tevzi yapar ve teslim aldığı evrakı elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. Posta ve havale masrafı düşüldükten sonra, gider avansından kalan miktar ilgili mahkemenin hesabına aktarılır.
(5) Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.
(6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması halinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fiziki ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda dava, söz konusu tutanağın düzenlendiği tarihte açılmış sayılır.
(7) Fiziksel ortamda gelen tüm belgeler derhal elektronik ortama aktarılır.
(8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden dava açabilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişilerin elektronik ortamda açacakları davaların yargılama harçları ve gider avansı elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarılır. Bu işlemlerin kredi kartı ve benzeri ödeme araçları ile de yapılması sağlanabilir. Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur.
(9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabilir. Bu işler için ayrıca el ürünü imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden dava açabilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Yargılama harçları ve gider avansı davanın açılması esnasında avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin baro kartı veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur.
(10) Dava, fiziksel ortamda mesai saati, elektronik ortamda ise saat 00:00’a kadar açılabilir.

Basit yargılama usulünde dava ve cevap dilekçesinin verilmesi

MADDE 37 – (1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçeyle olur.
(2) Basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçeleri UYAP Bilgi Sistemlerinde yer alan dava ve cevap dilekçesi formları doldurulmak suretiyle de verilebilir.
(3) Dava dilekçesi formunda aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının T.C. kimlik numarası ile varsa ticaret sicil numarası veya tüzel kişi kimlik numarası.
ç) Varsa tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukukî sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
h) Davacının, varsa kanunî temsilcisinin veya vekilinin imzası.
(4) Cevap dilekçesi formunda aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davalı yurt dışında ise açılan dava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde göstereceği bir adres.
c) Davalının T.C. kimlik numarası ile varsa ticaret sicil numarası veya tüzel kişi kimlik numarası.
ç) Varsa, tarafların kanunî temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
e) Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
f) Dayanılan hukukî sebepler.
g) Açık bir şekilde talep sonucu.
ğ) Davalının veya varsa kanunî temsilcisinin yahut vekilinin imzası.
(5) Dava veya cevap dilekçesi formu, fizikî ortamda tevzi bürosu ya da ön bürodan temin edilerek doldurulması suretiyle verilebilir.
(6) Dava ve cevap dilekçesi formlarının elektronik ortamda verilebilmesi için güvenli elektronik imza sahibi olunması gerekir. Aksi halde dava ve cevap dilekçesi formları elektronik ortamda doldurulduktan sonra alınacak çıktısı el ile imzalanır.

Dava ve işlerin tevzii

MADDE 38 – (1) Dava, istinabe evrakı ve diğer işler puanlama yöntemine göre mahkemelere tevzi edilir. Her mahkemeye eşit puanda dava ve iş gönderilmesi sağlanır. Puanlama kriterleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir.
(2) Dava ve işlerin tevziinden kaynaklanan uyuşmazlıklar başvuru üzerine ilgisine göre, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanı veya bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu başkanı tarafından tevzi kriterleri esas alınarak karara bağlanır.

Havale, dilekçe ve belgelerin alınması

MADDE 39 – (1) Dava ile ilgili mahkemeye veya hukuk dairesine sunulan her türlü dilekçe ve belge ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. Dilekçe veya belgenin alındığına ve elektronik ortama aktarıldığına dair başvuru sahibine ücretsiz olarak bir alındı belgesi verilir. Bu belge aynı zamanda havale yerine geçer.
(2) Fiziken teslim alınıp elektronik ortama aktarılan veya doğrudan elektronik ortamda gelen dilekçe veya belge, hâkim veya görevlendireceği personel tarafından incelendikten sonra dosyasına aktarılır.

Tensip tutanağı

MADDE 40 – (1) Davanın açılmasından sonra, dilekçeler aşamasının başında her dosya için bir tensip tutanağı düzenlenir. Tensip tutanağında yer alacak hususlar hâkimin takdirinde olmak kaydıyla; tensip tutanağının başına mahkemenin adı, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hangi sıfatla görev yaptığı, hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, tarafların kimlikleri ile T.C. kimlik numaraları, varsa kanunî temsilcileri ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri yazıldıktan sonra aşağıdaki hususlara yer verilebilir.
a) Dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 uncu maddesinde düzenlenen unsurları taşıyıp taşımadığının tespiti ile eksiklik bulunması halinde ne gibi işlemin yapıldığı.
b) Davanın türü.
c) Davanın tabi olduğu yargılama usulü.
ç) Karşılıklı dilekçelerin ve eklerinin tebliği ile gerekli işlemlerin yapılması.
d) Tarafların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 121 inci maddesi ve 129 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince delil olarak gösterdikleri belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermeleri ile başka yerden getirilecek belgelere ilişkin gerekli bilgileri vermeleri, davacının delilleri için gider avansının kullanılacağı, davalının gerekiyorsa tespit edilecek delil avansını da yatırması, tarafların bu hususları yerine getirmedikleri takdirde, basit yargılama usulüne ilişkin hükümler saklı olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 140 ıncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince ancak ön inceleme aşamasında bu eksiklikleri tamamlayabilecekleri, aksi halde bu delillerinden vazgeçmiş sayılacakları.
e) Dilekçelerin tamamlanmasından sonra ön incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmayacağına karar verileceği, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilmesi halinde duruşma tarihinin dilekçelerin tamamlanmasından sonra belirleneceği ve avanstan karşılanarak bildirileceği.
f) Ön incelemede yargılamaya devam edilmesine karar verilmesi halinde, ön incelemenin sonunda ya da daha sonra tahkikat duruşması için gün verileceği.
g) Dosyanın durumuna göre gerek görülen diğer hususlar.
(2) Tensip tutanağının düzenlenmesinden sonra ilgili her aşamada gerekli kararlar verilerek işlemler yerine getirilir.

Ön inceleme

MADDE 41 – (1) Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasına geçilir. Ön inceleme aşamasının sonunda aşağıdaki hususları içeren bir ön inceleme tutanağı düzenlenir.
a) Ön incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmadığı, ön inceleme duruşmalı yapılıyorsa duruşmaya taraflardan hangisinin katıldığı ya da mazeretinin bulunup bulunmadığı.
b) Dava şartlarının mevcut olup olmadığı, eksiklik varsa ne tür işlem yapıldığı.
c) İlk itiraz bulunup bulunmadığı ve varsa ne tür işlem yapıldığı.
ç) Davacının iddialarının ve bunların dayanaklarının özetle neler olduğu.
d) Davalının savunmalarının ve bunların dayanaklarının özetle neler olduğu.
e) Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla nelerden ibaret bulunduğu.
f) Tarafların sunmadıkları belgelerin neler olduğu, dilekçelerinde belirttikleri tüm belgeleri sunup sunmadıkları, ayrıca başka yerden getirilecek delillere ilişkin bilgi vermedikleri bir hususun bulunup bulunmadığı ve bu konuda ne şekilde işlem yapıldığı, bu aşamada karar verilmişse gerekli delil avansını yatırmaları.
g) Ön incelemede yapılması gereken diğer işlemlerin yapılıp yapılmadığı.
ğ) İddia ya da savunmasını genişleten taraf olup olmadığı, bu konuda karşı tarafın açık muvafakatinin bulunup bulunmadığı.
h) Tarafların sulhe teşvik edildikleri ve sonuçlarının ne olduğu.
ı) Eğer ön inceleme duruşması sonunda tahkikat için duruşma günü verilebiliyor ise duruşma günü, duruşma günü verilemiyor ise tahkikat için duruşma gününün sonradan bildirileceği ya da duruşma günü vermeden tahkikata geçileceği.
(2) Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat işlemleri yapılamaz. Basit yargılama usulünde ön inceleme ile tahkikat duruşması birlikte yapılabilir. Yazılı yargılama usulünde de, hâkim ön incelemeyi tamamlayıp gerekli kararları verdikten sonra, aynı duruşmada tahkikata geçerek gerekli kararları verebilir. Ön inceleme ile tahkikat duruşmasının birlikte yapılması halinde, yargılama aşamaları tutanakta ayrı ayrı belirtilir.
(3) Hâkim tarafından Ek 1’de yer alan Örnek Ön İnceleme Kontrol Formu kullanılmak suretiyle ön inceleme tutanağı düzenlenebileceği gibi ön inceleme tutanağı re’sen de düzenlenebilir. Ek 1’de yer alan veya hâkim tarafından re’sen oluşturulan form elektronik ortamda doldurulup güvenli elektronik imza ile imzalanarak kaydedilir ve ön inceleme tutanağına eklenir.

Dosyaların incelenmesi ve örnek alma

MADDE 42 – (1) Zabıt kâtibinin gözetimi altında taraflar veya fer’î müdahil, dava dosyasını inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla hâkimin ya da bu konuda yetkilendirdiği yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilir.
(2) Avukatlar ve stajyerler, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını zabıt kâtibinin gözetiminde her zaman inceleyebilirler. İncelemenin yapıldığına dair düzenlenen dosya inceleme tutanağı avukat veya avukat stajyeri ile zabıt kâtibi tarafından imzalanarak dosyasında saklanır.
(3) Davacı, davalı, fer’i müdahil ve vekilleri dava dosyasındaki veya elektronik ortamdaki bütün tutanak ve belgelerin onaysız fotokopi ya da çıktısını harçsız olarak alabilirler. Avukatların belge örneği alabilmeleri için vekâletnamelerinin bulunması zorunludur.
(4) Gizli olarak saklanmasına karar verilen belge ve tutanakların incelenmesi hâkimin açık iznine bağlıdır.
(5) Taraf vekilleri UYAP Avukat Bilgi Sistemi vasıtasıyla dava dosyalarını inceleyebilir ve örnek alabilirler.
(6) Taraflar elektronik imza sahibi olmak koşuluyla UYAP Vatandaş veya Kurum Bilgi Sistemi vasıtasıyla tarafı oldukları dava ve işlere ait tüm evrakı inceleyebilir, örnek alabilirler. Elektronik imza sahibi olmayan taraflar sadece dava ve işlerin kapak bilgilerine ulaşabilirler.

Dizi listesi

MADDE 43 – (1) Dava dosyasının fiziksel olarak diğer bir mahkeme veya mercie gönderilmesi gerektiğinde, zabıt kâtibince dosya içerisindeki her türlü belgeyi gösteren bir dizi listesi yapılır ve altı imzalanır. Gönderilen dosyanın son duruşma tutanağının bir örneği ile dizi listesinin bir sureti alınarak geçici bir dosya açılır.

Duruşma listesi

MADDE 44 – (1) Duruşmalı işlerde mahkemenin adı, dosya esas sıra numarası, tarafların ad ve soyadları, duruşma tarih ve saati bir liste halinde duruşmadan önce ilgililerin erişimine sunulur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yargılama Giderleri
Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi

MADDE 45 – (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(5) Delil avansının ödenmesine, hâkim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilir.
(6) Harç, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahsil edilmesi gereken avans ve para cezaları elektronik ortamda tahsil edilebilir. Tahsil işlemi bankalar aracılığıyla olabileceği gibi Barokart, kredi kartı ve benzeri araçlarla da yapılabilir.
(7) Gider ve delil avansı olarak tahsil edilen paraların, mutad ödemeler dikkate alınarak belirlenecek olan günlük ihtiyaçtan fazlası Bakanlıkça belirlenen bankaya yatırılır.

Harçların ve para cezalarının tahsili

MADDE 46 – (1) Harçların ve para cezalarının tahsili için gereken müzekkereler yazı işleri müdürü tarafından yazılır. Her yıl bütçe kanunu ile belirlenen terkin sınırının altında kalan harçlarla ilgili müzekkere yazılmaz.
(2) Harç tahsil müzekkereleri karar tarihinden itibaren en geç iki ay onbeş gün içinde yazılmak zorundadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca harç tahsil müzekkereleri hükmün kesinleştiği tarihten itibaren onbeş gün içinde yazılır.

Yargılama giderlerinin iadesi

MADDE 47 – (1) Yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iade edilir. Hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.
(2) Geçici hukukî koruma talebi için alınan yargılama giderinin kullanılmayan kısmı verilen karardan sonra talep üzerine iade edilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kanun Yolu İşlemleri
Kanun yoluna başvuru işlemleri

MADDE 48 – (1) Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir.
(2) Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir.
(3) Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, mahkemenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir.
(4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır.
(5) Başka yer mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir.
(6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması halinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fiziki ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır.
(7) Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır.
(8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
(9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
(10) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00’a kadar yapılabilir.
(11) Kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çekişmesiz Yargıda Mühürleme, Deftere Geçirme ve Yemin Tutanağı
Düzenlenmesi Usulü
Mühürleme

MADDE 49 – (1) Mühürleme, taşınır malların koruma altına alınması amacıyla bir yerde tutularak kullanılmasının önlenmesi veya bir taşınmazın kullanılmasının, değiştirilmesinin önlenmesi ya da belirli bir faaliyetin durdurulmasıdır.
(2) Taşınır mallar deftere geçirildikten sonra bir torba veya kapalı bir yere konularak muhafaza altına alınır ve uygun araçlarla mühürlenir.
(3) Taşınmazlarda mühürleme işlemi, taşınmaza giriş ve çıkışın engellenmesi veya bir faaliyetin önlenmesi şeklinde gerçekleştirilir.
(4) Mühürleme işlemleri yazı işleri müdürü veya görevli personel tarafından yer, gün ve saat belirtilip tutanağa bağlanarak imzalanır.

Defter tutma

MADDE 50 – (1) Defter tutma, taşınır ve taşınmaz mallar ile borç, alacak ve hakların kayıt altına alınmasıdır.
(2) Defter tutma işlemleri, yazı işleri müdürü, yazı işleri personeli veya bilirkişi eliyle yaptırılabilir.
(3) Defter tutma işleminde, taşınır malların sıra numarası, cinsi, adeti, miktarı, nerede bulundukları, değeri; taşınmaz malların sıra numarası, tapu veya diğer tanım bilgileri, değerleri; borç, alacak ve hakların sıra numarası, niteliği, vadesi ve miktarı, borçlu, alacaklı ve hak sahibinin kimlik bilgileri, kayda geçirilir.
(4) Defter tutma işlemleri elektronik ortamda yapılır. Zorunlu hallerde fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır.
(5) Defter tutma işlemi fizikî ortamda yapıldığı takdirde defterin her sayfası ayrı ayrı numaralandırılır, imzalanır ve mühürlenir. Defterin sonu görevli personel veya bilirkişi tarafından imzalanır.
(6) Elektronik veya fizikî ortamda tutulan defter ilgili hâkim tarafından güvenli elektronik imza ya da el ile imzalanarak onaylanır.

Yemin tutanağı

MADDE 51 – (1) Yemin tutanağı, mevzuat uyarınca hâkim huzurunda yemin etmeleri gereken kamu görevlileri, bilirkişiler ve diğer kişilerin yapacakları yemine ilişkin düzenlenen tutanaktır.
(2) Yemin tutanağında, mahkemenin veya hukuk dairesinin adı, hâkimin ve zabit kâtibinin adı ve soyadı, sicili, imzası; yemin eden kişinin adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, unvanı, imzası; yeminin yapıldığı yer, tarih ve saat; yeminin metni yer alır.
(3) Yemin tutanağı yaptırılan yeminin niteliğine göre taşıması gereken diğer kayıtları da içerir.
(4) Yemin tutanağı elektronik ortamda düzenlenir. Zorunlu hallerde fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Çeşitli Hükümler
Tebligat işlemleri

MADDE 52 – (1) Tebligat işlemleri 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fizikî ya da elektronik ortamda yapılır.

Ara kararların yerine getirilmesi

MADDE 53 – (1) Ara kararlar gereğince yapılması gerekli işlemler derhal yerine getirilir. Ara kararının yerine getirildiği veya yerine getirilememe nedeni zabıt kâtibi tarafından tarih belirterek şerh verilir.

Müzekkerelerin gönderilme şekli

MADDE 54 – (1) Mahkemelerce yazılan ve fizikî ortamda gönderilmesi gereken yazılar posta yoluyla ya da mübaşir vasıtasıyla gönderilir.
(2) Bu yazılar, hâkimin izniyle elden takip amacıyla iş sahibine veya varsa vekiline ya da kanunî temsilcilerine imza karşılığında teslim edilebilir. Elden teslim edilen yazılar mahkeme mührüyle mühürlenir ve bir zarfa konularak ağzı kapatılır.

Tanıkların çağrılması, ücret ve giderlerinin ödenmesi

MADDE 55 – (1) Tanıklara gönderilecek davetiyede;
a) Tanığın adı, soyadı ve açık adresi,
b) Tarafların ad ve soyadları,
c) Tanıklık yapacağı konu,
ç) Hazır bulunması gereken yer, gün ve saat,
d) Mazeret bildirmeksizin gelmediği takdirde zorla getirileceği, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve miktarı belirtilmek suretiyle Kanunda gösterilen disiplin para cezasına hükmolunacağı,
e) Duruşmaya gelmesine rağmen kanunî bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinir, yemin etmez veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine rağmen tanıklık yapmaktan çekinirse miktarı belirtilmek suretiyle Kanunda gösterilen disiplin para cezasına ve bu yüzden doğan giderleri ödemesine hükmolunacağı,
f) Bakanlık tarafından hazırlanan tarife gereğince ücret ve giderlerinin ödeneceği,
yazılır.
(2) Tanıklık ücreti ve giderleri, tanıklık görevi yerine getirildikten sonra tanığın talebi üzerine, yazı işleri müdürü veya görevlendireceği personel tarafından ödenebileceği gibi, tanık tarafından hesap numarası bildirildiği takdirde banka hesabına da aktarılabilir. Aksi halde masrafları içinden alınarak PTT merkez ve işyerleri aracılığıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.

Hükmün korunması

MADDE 56 – (1) Elektronik ortamda hazırlanan hüküm, hükme katılan hâkimler ve zabıt kâtibi tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP veri tabanında saklanır. Ayrıca hükmün çıktısı hükme katılan hâkimler ve zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenerek karar kartonunda muhafaza edilir.

Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler

MADDE 57 – (1) Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez.

İlam ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili

MADDE 58 – (1) Hâkimin re’sen harekete geçtiği haller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hüküm tebliğe çıkarılmaz. Taraflardan birinin talebi halinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilir, bir nüshası da diğer tarafa tebliğe çıkarılır.
(2) Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır.
(3) Tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki esas alınır.
(4) Taraflar, harcın ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler.
(5) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına, kanun yollarına başvurulmasına ve hükmün kesinleştirilmesine engel teşkil etmez.
(6) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve daire başkanı veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.
(7) Suretler yazı işleri müdürü tarafından aslına uygunluğu belirtilip onaylanarak verilir.

Teminatların iadesi

MADDE 59 – (1) İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil veya benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanunî şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp bu hususu belgelendirerek görüşü ile birlikte dosyayı hâkim ya da daire başkanına sunar. Teminat gösterilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığının anlaşılması halinde mahkemece, teminatın iadesine karar verilir.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası ve diğer usulî işlemler

MADDE 60 – (1) Mahkeme veya hukuk dairesi, tarafların rızası olmak şartıyla, kendilerinin veya vekillerinin, SEGBİS veya benzeri sistemlerle aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilir.
(2) Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme veya hukuk dairesi tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmalarına izin verebilir. Dinleme, SEGBİS veya benzeri sistemler vasıtasıyla ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilir.
(3) Yemin edecek taraf, mahkeme veya hukuk dairesinin bulunduğu yerden başka bir yerde oturuyor ise SEGBİS veya benzeri sistemler vasıtasıyla aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkündür.
(4) SEGBİS veya benzeri sistemlerle elde edilen ses ve görüntü verileri de Kanunun 199 uncu maddesine göre elektronik belge hükmündedir.
(5) Kimlik tespiti ve dinleme işleminin yapıldığına dair UYAP Bilişim Sisteminde veya zorunluluk nedeniyle haricen tutulan tutanak, dinleme işlemi sırasında hazır bulunan tüm ilgililerce duruma göre güvenli elektronik imza ya da el ürünü imza ile imzalanır. Tutanakta, dinlenenlerin ad ve soyadları, dinlemenin başlangıç ve bitiş zamanı, dinlemenin süresi, hazır bulunanlar ve varsa sunulan deliller gibi hususlar belirtilir.
(6) Elektronik ortamdaki tutanak aynen, fizikî olarak tutulan tutanak ise taranıp, elektronik imza ile imzalanmak suretiyle dinleme talep eden makama UYAP üzerinden gönderilir. Belge asılları mahallinde saklanır.
(7) SEGBİS veya benzeri sistemlerle duruşmaya katılan tarafların beyanlarının imzalanması gerektiğinde, dinlemenin yapıldığı yer mahkemesince talepte bulunan mahkemece tutulan tutanağın bir çıktısı alınarak imzalatılır, imzalanan tutanak tekrar elektronik ortama aktarılır ve tutanağın aslı mahkemesine gönderilir.
(8) Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde 20/9/2011 tarih ve 28060 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Kıymetli evrak ve belgelerin saklanması

MADDE 61 – (1) Kıymetli evrak ve saklanması lüzumlu görülen sair belgeler yazı işleri müdürünün sorumluluğunda mahkemenin kasasında muhafaza edilir.

Resmi mühür ve beratının saklanması

MADDE 62 – (1) Mühürlerin teslim alındığına ilişkin yazı ve berat yazı işleri müdürünün sorumluğunda mahkemenin kasasında muhafaza edilir.

Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında yapılacak işlemler

MADDE 63 – (1) Birleştirilmelerine karar verilmiş olan davaların esas kayıtlarında bu durum belirtilir. Başka bir dava ile birleştirilmesine karar verilen davanın karar numarası birleştirme kararına yazılır ve bu durum mahkemede verilen son kararda gösterilir.
(2) Bir davada ayırma kararı verilirse ayrılan dava veya davalar o mahkemenin esasına ayrıca kaydedilir ve eski kayıt ile yeni kayıt birbiriyle ilişkilendirilir. İlk kayıt o dosyada kalan kısma münhasır olur. Ayrılan davanın dosyası ilk dosyada bu kısımlara ait yazıların tamamının onaylı suretleri konularak yeniden oluşturulur. Ayrılan davalar bakımından daha önce tek karar ve ilam harcı alınmış ise her biri için ayrıca harç alınır; daha önce alınan harç ayrılmış davaları da kapsıyorsa yeniden harç alınmaz. Ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için başvuru harcı alınır.
(3) Ayırma işlemleri için yapılan masraflar ile ayrılan dosyanın duruşma gününün tebliği için gerekli olan masraf ana dosyanın gider avansından karşılanır. Gerektiğinde gider avansı tamamlattırılır.
Bilirkişilerin elektronik ortamda işlem yapması
Madde 64 – (1) Bilirkişiler UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden de işlem yapabilirler. Bunun için bilirkişilerin elektronik imza sahibi olmaları gerekir.
(2) UYAP Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden bilirkişi veya bilirkişiler görevlendirilebilir. Bilirkişi listesinde yer alan bilirkişiler tespit ve teslim tutanağını, dosyanın iş listesine düşmesinden itibaren en geç bir hafta içinde güvenli elektronik imza ile imzalayarak mahkemeye göndermek ya da Hukuk Mahkemeleri Kanununun 275 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haber verme yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Bu tutanaklar, bilirkişi tarafından imzalanmadan dosya erişime ve incelemeye açılamaz. Bilirkişi dosyayı inceledikten sonra elektronik ortamda düzenlediği raporunu güvenli elektronik imzayla imzalayarak mahkemesine gönderir. Birden fazla bilirkişi görevli ise düzenlenen rapor tüm bilirkişiler tarafından güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra mahkemeye gönderilir. Bilirkişi listesinde yer almayan bilirkişilerin ise bu işlemleri yapabilmeleri için öncelikle mahkeme huzurunda yemin etmeleri gerekir.
(3) Bilirkişilere ödenmesi gereken ücretler de Bilirkişi Bilgi Sistemi üzerinden banka hesaplarına aktarılabilir.
(4) Raporunu sunan bilirkişi hakkında, hâkim tarafından UYAP’ta yer alan performans değerlendirme formu doldurulabilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 65 – (1) Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük

MADDE 66 – (1) Bu Yönetmeliğin, elektronik ortamda yapılması öngörülmüş olup henüz UYAP uygulamalarında bulunmayan işlemlere ilişkin hükümleri, gerekli yazılım çalışması tamamlanıp uygulama güncelleme duyuruları yapıldıktan sonra, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 67 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

EK -1
ÖRNEK ÖN İNCELEME KONTROL FORMU

Ön İncelemenin Duruşmalı Yapılıp Yapılmadığı

 Ön inceleme duruşmasız yapılmıştır
(HMK m. 138’deki durumda duruşma açılmayabilir)
 Ön inceleme duruşmalı yapılmıştır

Ön İncelemede Yapılan İşlemler
A) Dava Şartları Bakımından
1. Türk mahkemelerinin yargı hakkı mevcut mu?
 Mevcut   Mevcut değil
Kısaca yapılan işlem……………………………………………………

2. Yargı yolu caiz mi?
 Caiz   Caiz değil
Kısaca yapılan işlem………………………………………………………………

3. Mahkeme görevli mi?
 Görevli   Görevli değil
Kısaca yapılan işlem………………………………………………………………

4. Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkeme yetkili mi?
 Kesin Yetki Yok   Yetkili   Yetkili değil
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

5. Taraflar, taraf ehliyetine sahip mi?
 Taraf ehliyeti var   Taraf ehliyeti yok
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

6. Taraflar dava ehliyetine sahip mi?
 Dava ehliyet var   Dava ehliyeti yok
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

7. Kanunî temsilci atanması gereken hallerde bunun gereği yerine getirilmiş mi ya da temsilci gerekli niteliğe sahip mi?
 Kanunî temsilci söz konusu değil   Temsilcide eksiklik yok
 Temsilci de eksiklik var
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

8. Dava takip yetkisinin söz konusu olduğu hallerde bu tamam mı?
 Dava takip yetkisi sorunu yok   Dava takip yetkisi sorunu var
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

9. Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekil davaya vekâlet ehliyetine sahip mi ve usûlüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesi mevcut mu?
 Vekil Yok   Vekâlet ehliyetinde sorun yok
 Vekâlet ehliyetinde sorun var
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

10. Davacı yatırması gereken gider avansını yatırmış mı?
 Gider avansı yatırılmış   Gider avansı yatırılmamış
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

11. Teminat gösterilmesi gerekiyor mu, bu karar yerine getirilmiş mi?
 Teminat göstermek gerekmiyor   Teminat gösterilmiş
 Teminat gösterilmemiş
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

12. Davacının, dava açmakta hukuki yararı mevcut mu?
 Hukukî yarar mevcut   Hukukî yarar mevcut değil
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

13. Aynı dava, daha önceden açılmış ve hâlen görülüyor mu (derdest mi)?
 Derdestlik yok   Derdestlik var
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

14. Aynı dava hakkında daha önce verilmiş kesin hüküm var mı?
 Kesin hüküm yok   Kesin hüküm var
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

15. Özel dava şartı mahiyetinde başkaca bir dava şartı var mı?
 Özel dava şartı yok   Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut
 Özel dava şartı var ve dava şartı mevcut değil
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

B) İlk İtirazlar Bakımından

1. Yetki itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?
 Yetki itirazı yok
 Yetki itirazı var ve mahkeme yetkili
 Yetki itirazı var mahkeme yetkisiz
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

2. İşbölümü itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?
 İşbölümü itirazı yok
 İşbölümü itirazı var ve dava mahkemenin işbölümünde
 İşbölümü itirazı var ve mahkemenin işbölümünde değil
Kısaca Yapılan işlem………………………………………………………………

3. Tahkim itirazı yapılmış mı ve sonucu nedir?
 Tahkim itirazı yok
 Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde
 Tahkim itirazı var ve itiraz yerinde değil
Kısaca Yapılan işlem……………………… ……………………………

C) Tarafların İddia ve Savunmaları ile Uyuşmazlık Noktaları Bakımından
 Davacının iddiaları özetle tutanağa geçirilmiştir
 Davalının savunmaları özetle tutanağa geçirilmiştir
 Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık noktaları somut olarak tutanağa geçirilmiştir

D) Tarafların Sulh Olup Olmadıkları ve Sonucu Bakımından
 Taraflar sulh olmamışlardır
 Taraflar sulh olmuşlardır

E) Esasa İlişkin Süreler Bakımından (Süreler bakımından sorun olup olmadığı tespit edilip, bu konudaki karar ise ilk tahkikat duruşmasının başında verilecektir)
 Hakdüşürücü süre veya zamanaşımı def’i söz konusu değildir
 Hakdüşürücü sürenin incelenmesi gerekmektedir
 Zamanaşımı def’i vardır ve incelenmesi gerekmektedir
Hâkimin İmzası
Kaynak : Resmi Gazete

Bu yazı 246 defa okundu.

YARGI ÇALIŞANLARI DERNEĞİ’NİN YARGI REFORMU 3. PAKETİ DEĞERLENDİRMESİ

Yazan: 02 Nisan 2012 Pazartesi  
Kategori: 4-Haberler

Merhabalar

Değerli  Yargı Camiası

Yargı Çalışanları vazifesi gereği  görevi ve sorumluluklarını çok iyi bilen, kendini yetiştiren, Hukuk mutfağının nadide bekçileridir. Bu nedenle Yargı ile ilgili ne var ise gerek doğrudan, gerekse dolaylı olarak Yargı Çalışanlarını da ilgilendirmektedir.

İşin mutfağında olduğumuzdan dolayı Yargının ve Yargı Çalışanlarının sorunlarının tespiti ve sorunların çözüm yolları, ancak bu sorunlara muhatap kişilerin duyarlılıkları, iradeleri, katkıları ve sorumlu yaklaşımlarıyla mümkün olacaktır.

Yargı alanında örnek hizmetlere ve ilklere imza atan bir Dernek olarak, ihtiyaç duyulan platformları bizler oluşturalım; Yargının ve Yargı Çalışanlarının sorunlarının tespitini ve çözüm önerilerini yine kendileri tarafından yapılmasına aracısı olalım istedik.

Yargı Çalışanları olarak yeni çıkan yasaların uygulamada meydana getirebilecekleri ve götürebileceklerini her daim yapmış olduğumuz çalışmalar ile kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu tür çalışmalarımızın amacı tarihe not düşme ve demokratikleşmeye katkı sunmaktır.

İyi ya da kötü yasa yoktur, iyi ya da kötü uygulayıcılar vardır şeklindeki algılayışlara mahal vermemek için yasanın gayet açık olması uygulayıcıların da işini kolaylaştıracak ve  ihtilafları da ortadan kaldıracaktır.

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) olarak uygulamada yaşanacak aksaklıkları belirterek değerli üyemiz Sayın Mehmet Cesur Göçmen’in derneğimiz adına yapmış olduğu çalışmayı sizlerle paylaşıyoruz…

Saygılarımızla…

 

İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

 

YARGI ÇALIŞANLARI DERNEĞİ’ NİN YARGININ HIZLANDIRILMASINA DAİR YASA TASARISININ  ÇALIŞANLAR YÖNÜYLE DEĞERLENDİRMESİDİR. ( * )

 

MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“İcra daireleri:

MADDE 1- Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur.

Her icra dairesinde Adalet Bakanlığınca atanacak bir icra müdürü, yeteri kadar icra müdür yardımcısı, icra katibi ile adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından görevlendirilecek mübaşir ve hizmetli bulunur.

İcra müdür ve icra müdür yardımcıları,Adalet Bakanlığınca yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığınca yapılacak sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. İcra katipleri arasından Adalet Bakanlığınca yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığınca yapılacak mülakat sonucuna göre de icra müdür veya icra müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapılabilir.

İcra katipliğine ilk defa atanacaklar, kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için yapılacak merkezi sınavda başarılıolanlar arasından Adalet Bakanlığının bu konuda yetki vereceği adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından yapılacak uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre; unvan değişikliği suretiyle atanacaklar ise uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. Unvan değişikliği suretiyle icra katipliğine atanacaklar tahsis edilen kadronun yüzde ellisini geçemez.

İcra müdür ve icra müdür yardımcılarıile icra katiplerinin, sınav, mülakat, görevlendirme, nakil, unvan değişikliği, görevde yükselme ve diğer hususları yönetmelikle düzenlenir.

İcra dairelerinde, gerektiğinde, Adalet Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca zabıt katibi, mübaşir ve hizmetli görevlendirilir.

İcra müdürü, icra müdür yardımcısı veya icra katibinin herhangi bir nedenden dolayı yokluğu halinde görev ve yetkileri, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilecek yazı işleri müdürü veya zabıt katibi tarafından yerine getirilir.

Adalet Bakanlığı, icra dairelerini bir arada bulundurmaya ve aynı icra mahkemesine bağlamaya yetkilidir.”

 

 

Kanımızca İİK veİcra İflas Daireleri için bu madde en önemli yerdir. Zira İcra Dairesinin kuruluşunu,  Müdür ve Yardımcılarının Bakanlıkça atanmasını, İcra Katibi Kadrosunun oluşturulmasını, buna dair usulünü belirleyen çok önemli ve ana fikir olarak yerinde bulduğumuz bir düzenlemedir.

 

İcra Dairelerinin yapısı göz önüne alındığında Adalet Komisyonlarınca her dönemde bile yeteri kadar personel görevlendirilmesinde cimri davanıldığı ve bu tutumun neredeyse yer farkı gözetilmeksizin her tarafta aynen sürdürüldüğü bir gerçektir. İcra Katipliği kadrosu sürekli dile getirdiğimiz bir düzenleme olmaktadır.

 

Bu madde içerisinde İcra Dairelerinin kuruluşunun Her Asliye Mahkemesinin YargıÇevresinde yeteri kadar İcra Dairesi bulunur ” hükmünün icra dairelerinin yeniden yapılandırılması projesine katkı sağlamak ve hazırlık olması açısındanşu şekilde düzenlenmesi gerektiği görüşündeyiz.

“HER ADLI YARGI İLK DERECE MAHKEMESI ADALET KOMISYONU YETKI ÇEVRESINDE O MAHALLIN  ADIYLA ANILAN   İCRA DAIRESI BULUNUR. “ 

Böylece İcra Dairelerinin sayısal çokluğundan ziyade birleştirilmiş vaziyette tek bir çatıaltında ve merkezi düzenleme içerir vaziyette yeni bir yapılanmaya yönelinmelidir. Büyük kentlerde yapılan birleştirilmiş Adliye uygulaması nedeni ile aynı il içerisinde Örneğin İstanbul’ da  37 Adet İcra Dairesi bulunmakta ve halen de yetersiz kalmaktadır. Bu haliyle bile personel yönünden eksik, hizmetin arzulanan düzeyin çok altında kalır olması, birbirinden farklı uygulamaların sürekli tartışılır olması gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

2008 Yılında hazırlanan İİK. Değişiklik tasarısının ilgili madde gerekçesi;

” Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün verilerine göre 2006 yılı itibariyle icra dairelerinde kalan dosya sayısı yaklaşık olarak 7.000.000’dur. Bu itibarla, yapılan iş ve işlemlere göre personel yeterlilikleri dikkate alındığında icra dairelerinde bir yıl içerisinde işlem gören her 5.000 dosya için, bir icra dairesi kurulması, her icra dairesinde bir icra müdürü ve işlem gören her 2.500 dosya için ise 1 icra müdür yardımcısının ve her 1250 dosya için de ayrıca bir icra memurunun görev yapmasının gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Halen;

2006 yılında, faaliyette bulunan icra dairesi sayısı 1.138;

         Mevcut icra müdürü kadrosu 1.144, görevli müdür sayısı 871;

Mevcut icra müdür yardımcısı kadrosu 1.130, görevli müdür yardımcısı sayısı 854’tür.

2006 yılıitibariyle icra dairelerinde kalan dosya sayısının yaklaşık olarak 7.000.000 olduğu düşünüldüğü ve yukarıda tespit edilen kriter uygulandığında adlî teşkilatımızda toplam 1.418 icra dairesi ile 1.418 icra müdürü ve 1.670 icra müdür yardımcısı ile 5.600 icra memuru ve her dairede birer hizmetli gerektiği düşünüldüğünde 1.418 hizmetli kadrosuna ihtiyaç bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca, yapılması öngörülen değişiklikle Personel Genel Müdürlüğü bünyesinde, icra müdürlüklerinden sorumlu bir daire başkanlığıkurulması plânlanmaktadır. Bu itibarla, mevcut icra dairelerine ilâveten 993 adet daha icra dairesinin kurulmasına; mevcut kadrolara ilâveten, 280 icra müdürü, 1.670 icra müdür yardımcısı ve 5.600 icra memuru ile 1.418 hizmetli kadrosuna; Bakanlık merkez teşkilatı için de 1 adet daire başkanlığı, 4 adet tetkik hâkimliği, 6 adet şube müdürlüğü, 18 adet uzmanlık ve 30 adet memurluk ile 5 adet hizmetli kadrosuna ihtiyaç bulunmaktadır. “

 

Şeklindedir.

 

Adli Sicilİstatistik Genel Müdürlüğü’ nün 2010 Yılı sonu itibariyle İcra Müdürlükleri İşYükü Cetvelinde verdiği bilgiler esas alındığı takdirde 2009 yılından devir edenler ile birlikte İcra Müdürlüklerinde 20.506.544 adet dosya olduğu görülmüştür. Yukarıda verilen 5000 dosya için personel istihdamı esas alındığında bile belirtilenin 4 katı oranında personel ve daireye ihtiyaç olduğu açıktır.

 

 

Bu nedenle;

 

Merkezi yerlerde toplanmış İcra Daireleri hem daha nitelikli hem de daha düzenli hizmet verebilecek, toplumdaki etki gücüne uygun saygınlığı kavuşmuş bir yapıya dönüşmüş olacaktır. Yine bu maddenin uyumu mahiyetinde Adalet Bakanlığınca 2008 yılında hazırlanan İİK’ nu değişikli tasarısında yer alan İcra ve İflas İşleri Daire Başkanlığı’ nın (Gönlümüzden Genel Müdürlük teşkilatlanması geçmekle birlikte) bu tasarı içerisine dahil edilmesi yerinde olacaktır.

Bu durumda maddenin  Önerdiğimiz ilgili kısmının yeni hali ;

 

MADDE 1. HER ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU YETKİ ÇEVRESİNDE O MAHALLİN  ADIYLA ANILAN   İCRA DAİRESİ BULUNUR.

 

 

 

*                        *

 

 

MADDE 2- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.”

 

 

Bu madde yerindedir. Ancak bu madde içerisinde yer alan sözlü müracaat usulünün korunmuşolmasını doğru bulmamaktayız. Buna dair değerlendirmemiz bir sonraki ve ileriki maddelerde mevcuttur. Bu nedenle madde içerisinde yer alan ” sözlü ” ifadesinin metin içerisinden kaldırılması ve buna uygun düzenleme yapılmasıgerektiği görüşündeyiz.

 

 

*                      *

 

 

MADDE 3- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 8/a maddesi eklenmiştir.

 

“Elektronik işlemler

 

MADDE 8/a- İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır, her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

 

 

Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz.

 

Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı AğıBilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları,gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır.

 

Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılmasıgereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir.

 

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

 

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”

 

 

Bu değişiklik tasarı içerisinde daire çalışmasını etkileyebilecek en önemli değişikliklerin zemini oluşturmaktadır. Hiçkimse teknoloji karşıtı değildir. İcra Dairelerinde yapılacak işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesi elbetteki zorunlu olmalıdır. Teknolojinin tüm imkanlarından Nüfus Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğü gibiİcra Daireleri de yararlanmalıdır. Ancak fiili durum göz önüne alınmadan bu düzenlemeyi yasal zorunluluk haline getirilmesi kanımızca erken olmaktadır. Zira öncelikle İcra Dairelerindeki tüm kayıtların sisteme girişinin yapılması,elektronik dosya içeriklerinin oluşturulması sağlanmalı, geriye doğru tıpkıTapu Dairelerinde olduğu gibi tüm kayıtlar UYAP ortamına aktarılmalıdır. Bunun için de lüzumlu çalışmalar tamamlanmış olmalı, diğer kurumların izlediği yol ve yöntemlerle veri aktarımı tamamlanmalıdır. Arzulanan yarar bu aşamadan sonra ortaya çıkacaktır.

 

Kaldı ki İİK’ nun süreleri düzenleyen 19.Maddesi, Müddetlerin değiştirilmesini düzenleyen 20. Maddesi, Tatil günlerinde takip muamelesi yapılamayacağını düzenleyen 51. Maddesi ve bu sürelere bağlı olarak hak kazanımları – kayıpları bir arada değerlendirildiğinde ortaya farklı bir durum çıkmaktadır. Zira kişinin yasal olarak bizzat müracaat edemeyeceği saatte – mesai sonrası- bir hakkı ( Örneğin takip açma, satış talebi, haciz talebi v.b. ) sadece elektronik ortamda işlem yapan birine tanınmış olması söz konusu olur. Bir başka deyişle icra müdürlüğüne bizzat gittiğinde kapıyı kapalı görüp talepte bulunamayan biri, elektronik ortamda sınırsız talep hakkı olan ve gün sonu itirabiyle her türlü işlemi yapma imkanı olan bir diğer kişiye göre her türlü öncelik hakkından mahrum bırakılmışdurumda kalır.Takip açma önceliğinden, Ödeme emrinin tebliğe gönderilmesine, Haciz isteme süresinden satış isteme süresine ve her türlü işleme yönelik haksız bir öncelik tanınmış olmaktadır. Bu nedenle elektronik ortamda dahil talepte bulunma işlemi için mesai saatleri dahilinde sınırlama getirilmelidir. Zira İİK’ nun 19. maddesinin son fıkrası ” Müddet son günün tatil saatinde bitmiş sayılır ” demek suretiyle zaten buna imkan vermektedir. Birbirini tekzip eden fiili duruma imkan vermemek için eklenen 8 / a maddesinin sonuna aşağıdaki cümle eklenmelidir.

 

 

” ELEKTRONİK ORTAMDA YAPILACAK TALEPLER İŞ GÜNÜ MESAİ SAATLERİ İÇERİSİNDE İLETİLMELİDİR “

 

 

                                               *                 *

 

 

MADDE 4- 2004 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası:

MADDE 9- İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdi ödeme, Adalet Bakanlığınca uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk işgünü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç işgünü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hallerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”

 

 

Bu madde ile getirilen çok önemli bir düzenleme yerinde olmuştur. Ödemeler ve tahsilatlarda Banka üzerinden işlem yapılması hali düzenlenmiştir. Yine temel görüş olarak son derece yerinde ve yararlı bir düzenlemedir. Ancak göz ardı edilen husus bu önemli düzenlemenin uygulanmasında da ciddi sıkıntılara yer açacaktır. Tahsilatın banka dışında yapılması halini sadece haciz mahalinde yapılan tahsilatla sınırlandırılmış olması doğru olmamıştır. Bu düzenleme ;

 

” SATIŞ İŞLEMLERİ  NEDENİYLE VEYA HACİZ SIRASINDA,İLGİLİLERİ,  BORÇLU VEYA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLAR TARAFINDAN YAPILAN ÖDEME NEDENİYLE TAHSİL OLUNAN PARALAR, EN GEÇ TAHSİLATIN YAPILDIĞI GÜNÜ TAKİP EDEN İLK İŞ GÜNÜ ÇALIŞMA SAATİ SONUNA KADAR BANKA HESABINA YATARILMAK ÜZERE İCRA VEYA MAHKEME KASALARINDA MUHAFAZA EDİLİR”

 

şeklinde olması daha doğru olurdu. Her ne kadar tasarının 16. maddesi  ile  118. Madde içerisinde yapılan değişiklik  bu konuyu içerir gibi görünse de gerçekte tam olarak karşılamamaktadır.

 

Yine bu madde içerisinde yer alan 2. fıkra  icra müdürüne resen ödeme talimatı verme görevi yüklemektedir. Bu göründüğünden ağır ve sorumluluk doğurucu bir düzenlemedir. Zira her dosya hukuki işlem olarak safahatını taleple kat ederken, icra müdürüne dosyayı resen hitam etme görevi yüklemektedir. Bu yönüyle son derece sorunlu bir hal alacaktır. Zira kimi dosyalarda sıra cetveli, takibin kesinleşmesi, ödemenin şartlı yapılmış olması,diğer yanın yasal sorumlulukları üstlenmesi gibi aşamaların tümü icra müdürünün görevi haline gelmiş olacaktır. İyi niyetli gibi görünen bu düzenleme zaten bıçak sırtında görev yapan icra dairesi personelini daha da çalışamaz hale getirecektir. Bu nedenle bu fıkra içerisinde yer alan ” resen” kelimesinin çıkarılarak “ödemeye ilişkin talep halinde ” şeklinde olmalı ve bu fıkranın ikinci cümlesi de ” Talimat, paranın ödenmesine dair kararı takip eden en geç üç işgünü sonuna kadar verilir.” şeklinde düzenlenmelidir.

 

 

Buna göre önerdiğimiz madde metni;

 

MADDE 9- İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdi ödeme, Adalet Bakanlığınca uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. ŞATIŞ İŞLEMLERİ NEDENİYLE VEYA Haciz sırasında, İLGİLİLERİ, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk işgünü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme,TALEP HALİNDE  ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından  bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, ÖDEMEYE İLİŞKİN KARARI VEYA paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç işgünü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hallerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”

 

 

*                 *

 

MADDE 5- 2004 sayılı Kanunun 13/a maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, diğer örneğinin ise en geç o ayın sonunda Adalet Bakanlığına gönderilmesi” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

 

 

Yerinde bir düzenlemedir. Ancak İcra ve İflas Dairelerinin denetim usulünün tümüyle  yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

 

*                      *

 

MADDE 6- 2004 sayılı Kanunun 42 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

 

“Haciz yoluyla ilamsız takiplere başlanmadan önce, asıl alacak tutarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından onaltı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında ise alacaklı, borçlunun bilinen en son adresine iadeli taahhütlü posta yoluyla meşruhatlı ödemeye davet yazısı göndermek zorundadır. Bu ödemeye davet yazısında;

1. Alacaklının adı soyadı, varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, adresi,

2. Talebe konu alacak veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda talep edilirse faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi,

3. Alacak, belge veya senede dayandırılıyor ise sureti, yoksa borcun sebebi,

4. Bu ödemeye davet yazısı için harcanan posta gideri,

5. Ödemenin yapılması istenen banka adı ile alacaklıya ait hesap numarası,

6. Tebliğ tarihinden itibaren beş işgünü içinde (2) numaralı bent gereği belirlenen tutar ile ödemeye davet yazısı için harcanan posta giderinin ödenmesi gerektiği,

7. Beş işgünü içinde (6) numaralı bent gereği ödenmesi gereken tutarın ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulacağı,

hususları bildirilir.

Ödemeye davet yazısının tebliğ edilememesi veya bu davete rağmen beş işgünü içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibine başlanabilir.

Bu maddede düzenlenen hususları incelemek görev ve yetkisi icra müdürüne aittir.”

 

 

Çok önemli kabul edilebilecek bir düzenlemedir. Buna benzer düzenleme İİK’ nun 68/b maddesinde mevcuttur. İki düzenleme arasındaki benzerlik söz konusudur. Ancak iadeli taahhütlü posta yolu tanımı taahhütlü olarak düzenlenmiş olması  daha doğru olurdu kanısındayız. Buna göre maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi

 

“Haciz yoluyla ilamsız takiplere başlanmadan önce, asıl alacak tutarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından onaltı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında ise alacaklı, borçlunun bilinen en son adresine TAAHHÜTLÜ  posta yoluyla meşruhatlıödemeye davet yazısı göndermek zorundadır. “

 

şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı kanısındayız.

 

*                 *

 

MADDE 7- 2004 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.”

 

“1. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);

 

2. Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı,alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;

Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;”

“Kanunun 42 nci maddesinin ikinci ve devamıfıkralarında düzenlenen ödemeye davetle ilgili bilgi ve belgelerin, takip talebi anında icra dairesine tevdii zorunludur.”

 

42.          maddedeki değişikliğe paralel bir düzenlemedir. Ancak 1. cümlede yer alan İcra Dairesine sözlü müracaat usulünün korunmuş olması  doğru olmamıştır. Bu nedenle her türlü tazyike açık olan bu usulün metinden çıkarılmasının daha uygun olacağıkanısındayız. Bu durumda Maddenin 1. cümlesinin

 

“Takip talebi icra dairesine yazılı veya  elektronik ortamda yapılır.”

 

Şeklinde düzenlenmesi gerektiği düşüncesindeyiz

 

*                 *

 

MADDE 8- 2004 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır.”

“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılmasılazım gelen kayıtları,

2.                     Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi, borç teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,”

 

Önceki maddelerle uyum düzenlemesidir.

 

                                    *                 *

 

MADDE 9- 2004 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya aşağıdaki (13) ve (14) numaralı bentler ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,

3. a) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler,

b) Aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,

hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatıaltında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu her türlü eşya,”

“13. Öğrenci bursları,

14. Diğer kanunlarda haczi yasaklanan mal ve haklar.”

“İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.”

 

 

Kamuoyunda ve Avukatlar arasında çok tartışılan bir düzenlemedir. Borçlular açısından ihtiyaç,   Alacaklılar açısından ise artık alacaklarının tahsilini imkansız hale getiren bir düzenleme gibi anlaşılmaktadır.   Bu maddeyi detaylıolarak değerlendirmek fayda vardır. Bu nedenle 2. ve 3. maddeyi birlikte  ele alacağız.

 

Öncelikle değiştirilen 82. Maddenin Haczi Caiz Olmayan Mallar ve Haklar Başlığınıdüzenlemete bu maddenin 2. Fıkrası ise halen

 

2.                 Borçlunun zatı ve mesleki için lüzumlu elbise ve eşyasiyle borçlu ve ailesine lüzumu olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,

3.                   Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

 

şeklindedir. 2. maddeİİK’ nun kabul edildiği 1932 tarihinden beri böyledir. Bu madde üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Maddenin bu tasarıda yer aldığı şekilde değiştirilmesi yani ev eşyaları ile iş eşyalarının ayrıştırılması, bir başka deyişle daha önce hem 2. madde hem de 3. madde içerisinde yer alan benzer malların ayrı ayrı tarifi yerinde olmuştur. 2. madde  önceki düzenlemeyi daha anlaşılır ve kolay tarif edilir hale getirmiştir. Bu nedenle yerindedir. Geriye doğru buna yönelik Yargıtay kararları mevcuttur.

Yine 3. madde benzerşekilde açıklayıcı olmakla birlikte bir kişinin evinde bulunan eşyaların birer tanesini eski metindeki zorunlu eşya kapsamına almıştır. Artık evde bulunan ev eşyasının parasal değeri değil sayısal çokluğu önemli hale gelmiştir. Bir evde birden fazla TV., Buzdolabı v.b. Bulunması halinde bunların sadece bir tanesinin haczi mümkün olacaktır. Ancak yasa metninde evde bulunanlardan eşyalardan nelerin haczedileceği açıkça sayılmış olmakla  nelerin haczedileceği bellidir. Olumsuz örneklerin zaman içerisinde ortadan kalkacacağını ve uygulamanın yerleşmesinin önemli olduğu görüşündeyiz.

 

Bunun dışında çok da önemli bulduğumuz bir düzenlemenin madde içerisinde yer almamasını eksiklik olarak görmekteyiz. Önceki madde metninde yer alan

 

“………. ibadete mahsus kitap ve eşyası,”

 

ifadesinin aynen korunması gerektiği görüşündeyiz. İbadete mahsus eşyalar üzerinde haciz uygulanamayacağı, ihtiyaç, sayısal ve kıymeti ölçüleriyle değerlendirilmemesi gerektiği aynen maddenin ilk halinden bu yana muhafaza edilen bu düzenlemenin korunmasının çok önemli olduğunu, suiniyetle yapılabilecek bir işleme dahi fırsat vermeyen çok önemli bu maddenin madde metninden çıkarılmasını gözden kaçan bir husus olarak görmekteyiz. İbadet özgürlüğünü her halde bile güvence altına alan bu cümlenin aynen ve yeniden tasarıya eklenmesi tartışmasız zorunludur. Konu derinlemesine ve her yönüyle, olası etkileri ile birlikte değerlendirildiğinde bu hususun ne kadar önemli olduğu herkesçe kabul edilecektir. Bu nedenle 3.  maddeye c fıkrası eklenmesi gerektiğini ve düzenlemenin

 

 

C- BORÇLU VEYA AILESININ YA DA BIRLIKTE YAŞADIĞI KIŞILERIN IBADETE VE DINI INANCINA MAHSUS KITAP VE  HER TÜRLÜ EŞYASI

 

şeklinde olmalıdır.

 

13.       ve 14. Maddeler yine yerinde düzenlemelerdir.

 

Maddenin son fıkrası” “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” Şeklindedir. Kesinlikle yerinde bulduğumuz düzenlemedir. Zira açıkça yasaya aykırı taleplerin takdir yetkisi olmadığından bahisle kabulü zorunda bırakılarak mağduriyetlerin yaratılmış olaması doğru değildi. Bunun benzeri düzenleme son olarak SSK Emeklilerinin maaşları üzerinde yapılan hacizler nedeni ile ilgili yasada yapılmak zorunda kalınmıştı.  Bu fıkra çok öncesinden beri önerdiğimiz   İcra Müdürü haciz talebini bu kanunun 82,83, 83/a,83/b,84,85 inci  maddelere uygunluğu

yönünden değerlendirir ve bu yolda karar verir. ” düzenlemesini hayata geçiren hüküm olmuştur. Ancak bu fıkranın 85. maddenin sonuna eklenmesinin ve yukarıda önerdiğimiz hali ile düzenlenmesinin daha doğru olacağı görüşündeyiz. Sorumlulukların artacağı endişesini taşıyanİcra Müdürleri açısından zaten yaptıkları her işlem ve kararla sorumlu olmalarınedeniyle yeni bir külfet olmamakta, üstelik güçlü bir icra yapısınıoluşturmaktadır. 

 

Yine bu maddenin son fıkrasında  yer alan ” İcra Memuru ” ifadesi ” İcra Müdürü veya Haczi Yapan Memur ” şeklinde düzeltilmeli böylece son fıkra

 

“İCRA MÜDÜRÜ VEYA HACZI YAPAN MEMUR, HACZI TALEP EDILEN MAL VEYA HAKLARIN HACZININ CAIZ OLUP OLMADIĞINI DEĞERLENDIRIR VE TALEBIN KABULÜNE VEYA REDDINE KARAR VERIR.”

 

 

*                   *

 

MADDE 10- 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynımaddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncüşahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde, üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Haczedilen taşınır malların toplam değeri Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından onaltı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının beş katından az ise muhafaza altına alınmaz, borçlu veya üçüncü kişiye yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde muhafaza altına alınabilir veya yediemin değişikliği yapılabilir.”

 

“Hacizli mallar, Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Adalet Bakanlığının onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Adalet Bakanlığı tarafından verilir. Haczedilen malların muhafaza işlemleri; lisanslıyediemin depolarının kuruluşuna, bu depolarda bulunması gereken asgari niteliklere, depo için alınacak teminata, mallar için muhtemel rizikolara karşıyapılacak sigortaya; işletici olma niteliklerine, işletici lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine; Adalet Bakanlığının lisanslıişletmelerle ilgili görev ve yetkilerine; faaliyetin durdurulması ya da iptali gibi idari tedbir ve tasarruflara;  bu depoların denetimine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığıtarafından çıkarılan yönetmelikte düzenlenir. Haczedilen malların muhafazasıaşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığınca düzenlenecek tarifeyle belirlenir.”

 

“İcra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetlerince yakalanan araçlar, en geç üç işgünü içinde en yakın icra müdürlüğüne teslim edilir. Aracı teslim alan icra müdürlüğü aracın yakalanmasını isteyen icra müdürlüğüne bildirimde bulunur.”

 

Çok tartışılan bu düzenleme temel olarak yerinde olmuştur.Maddenin 2. fıkrasınıdeğiştiren yeni halinde Üçüncü şahsın elinde haczedilen malların  muhafaza altına alınmasını yeniden düzenleyen ve üçüncü şahsın kabulü  halinde muhafaza altına alınmamasını getiren düzenleme yerinde olmuştur. Zira Anayasa Mahkemesinin 2012/1 Sayılı Kararında da üçüncü şahsa yeddiemin olarak bırakmaşartını Alacaklı yanın muvafakatine bağlayan  hükmün iptali istemi ile açılan davada bu kısmın yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Yapılan düzenleme bu anlamda da paralellik taşımaktadır.

 

Bu değişiklik içeriğinde yer alan 4. fıkranın yeni hali kanımızca uygun olmuştur.

 

Bu maddeye eklenen son fıkra ise Adalet Bakanlığınca hazırlanan tasarıda yer almadığı halde Başbakanlık incelemesi sırasında eklenmiştir. Ne yazık ki  İcra mevzuatına ve çalışma işleyişine vakıf olmayan kişilerce eklendiği metnin lafzından dahi anlaşılmaktadır.

 

Esas olan bu fıkranın metinden çıkarılmasıdır. Ancak kolluk kuvvetlerine alan açılması gerekiyor ise Bu fıkra;

 

İCRA MÜDÜRLÜKLERININ TALEBI ÜZERINE KOLLUK KUVVETLERINCE YAKALANAN ARAÇLAR  HAKKINDA  GEÇ ÜÇ IŞGÜNÜ IÇINDE EN YAKIN ICRA MÜDÜRLÜĞÜNE BİLGİ VERILIR “

 

Şeklinde düzenlenmelidir. Zira Anadolunun en ücra yerinde muhafaza yeri bulunmayan, kendine mahsus odası dahi güçlükle temin edilmiş icra müdürlüklerine araç teslimi,  üstelik bu yolda bir bilgisi olmadan kapısının önünde kamyon, otobüs, motor, iş makinası v.b. Aracı bulan icra müdürlüğünün hali,  karikatür konusu olabilecek bir durumdur.

 

*                 *

 

MADDE 11- 2004 sayılı Kanunun 99 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Üçüncü şahsın zilyetliği:

MADDE 99- Haczedilenşey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiasıkabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, hacizli malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”

 

Bu madde değişikliği yerinde olmuştur. Zira daha malın borçluya ait olup olmadığıbelirsiz iken 88. madde ile birlikte değerlendirilerek muhafaza yapılmış olmasıaçıkça mağduriyetlere, haciz mahalinde istenmeyen olaylara neden oluyordu. Bu nedenle istihkak iddiasının çözülmesine kadar muhafaza işlemi yapılamıyor olması yerinde bir düzenlemedir.

 

Ancak bu maddenin 88. Madde ile birlikte uygulanması sırasında haczi yapan memur tarafından haciz yerinde evrak araştırması adı altında – burası önemli hacize kabil  mal araştırması değil –ilgililerin ticari bilgileri kendileri beyan etmedikleri halde zorla incelenmeye çalışılmakta, delil arayışına gidilmektedir. İİK. Hiçbir maddesinde bu tarz bir yetkiyi, yani delil toplama yetkisini İcra Müdürlüğüne vermemiştir.İcra Müdürlüğü beyanları ve kendisine ibraz edilen bilgi – belgeler dahilinde karar oluşturur. Üçüncü şahsın iddiası, alacaklının iddiası, borçlunun iddiasıv.b. Şeklinde düzenleme yapılmıştır. Uygulamadaki bu tarz talebin önüne geçilmesi için bu maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesi gerektiği görüşündeyiz.

 

“TARAFLAR ISTEDIĞI TAKDIRDE IDDIALARINA DAIR BELGELERI ICRA DOSYASINA IBRAZ EDEBILIRLER.İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE RESEN  HERHANGIBIR DELIL ARAŞTIRMASI YAPILMAZ.”

 

*                 *

 

MADDE 12-2004 sayılı Kanunun 106 ncımaddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.”

 

 

 

MADDE 13-2004 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“MADDE 110- Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürünce verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir.

Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi halinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir.

Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.”

 

MADDE 14-2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

 

“Satış ilanı elektronik ortamda da yapılır.”

“Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden on gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az on gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.

Satılığa çıkarılan taşınır üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı oranda ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.”

 

MADDE 15-2004 sayılı Kanunun 115 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“İhalenin yapılması:

MADDE 115- Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satılığa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılmasımasraflarını aşması gerekir.

Birinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılımiktara ulaşılmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır.

İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satış talebi düşer.”

 

MADDE 16-2004 sayılı Kanunun 118 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

 

“Daire dışında tahsil edilen paralar en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk işgünü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere, icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.”

 

MADDE 17- 2004 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir ay” ibaresi“iki ay”, 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki ay” ibaresi “üç ay” şeklinde değiştirilmiştir.

 

MADDE 18- 2004 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Şartnameye, artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri, elektronik ortamda teklif vererek artırmaya katılacakların teminat göstermeleri gerektiği, elektronik ortamda verilen tekliflerin taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamayacağı ve elektronik ortamda teklif vermeye ilişkin hususlar yazılır.”

 

MADDE 19- 2004 sayılı Kanunun 126 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Artırmanın ilanı, artırma hazırlıkları ve ilgililere ihtar:

 

MADDE 126- Satış, açık artırma ile yapılır. Birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat önceden ilan edilir.

 

İlan, birinci ihale tarihinden en az bir ay önce yapılır. İlan edilen metnin esasa müessir olmayan maddi hatalar nedeniyle tekrarlanması gerektiğinde, ihale tarihi değiştirilmeksizin hata ilanen düzeltilir. Ancak bu düzeltme ilanının tarihi ile ihale tarihi arasında yedi günden az zaman kalmış ise daha önce ilan edilen günden yedi işgünü sonrası için tespit edilecek günde satış yapılacağı düzeltme ilanında belirtilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez.

 

Yapılacak ilana, satılacakşeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, tahmin edilen kıymeti, bulunduğu yer; birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat; artırmaya iştirak edeceklerin hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri gerektiği; diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususları yazılır. Ayrıca, ipotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını,hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı müsbiteleri ile onbeşgün içinde icra dairesine bildirmeleri gerektiği yazılır; aksi halde, haklarıtapu siciliyle sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından hariç kalacakları da ilave edilir. Bu ihtar irtifak hakkı sahiplerine de yapılır.

 

Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.

 

Satılığa çıkarılan taşınmaz üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı oranda ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.

 

114 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları taşınmazın satış ilanı hakkında da uygulanır.”

 

MADDE 20- 2004 sayılı Kanunun 127 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“MADDE 127- İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarlarının tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetede veya elektronik ortamda yapılan satışilanı tebligat yerine geçer.”

“MADDE 129- Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir.

 

Birinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılımiktara ulaşılmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır.

 

İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satıştalebi düşer.”

 

 

Bu maddelerin tamamı bir bütün olarak satış işlemlerinin düzenlenmesine yöneliktir. Genel olarak yerinde ve doğru düzenlemelerdir. Ne varki malın değerinin her halde bile %50 sine ihale edilir olma şartı KDV ve diğer giderler eklendiğinde 1. arttırmanın %10 eksiltilmesi, 2. arttırmanın % 10 arttırılmasının arzulanan yararı sağlamayacağı kanısındayız. Bu nedenle artık satışistenmesi durumuna kadar gelmiş olan mahcuzun bir an önce paraya çevrilebilir olmasını sağlamak esas olmalıdır. Mahcuzun %50 değeri üzerine eklenecek giderler ile satışın alıcılar yönünden  ekonomik olma durumu nispeten ortadan kalkmaktadır. Bu oranın % 40 hatta % 30 olarak düzenlenmiş olmasının arzulanan yararı sağlayacağı düşüncesindeyiz. Ancak bu hali ile istenen yarar ve gerçek alıcıların talipli olmasısağlanabilir.

 

Yine ilgililere tebliğ konusu son derece hassas olup, satış ilanının tebliğ edilemeyişi veya usule uygun olmayışı nedeni ile Yargıtay’ ın fesih kararları oldukça fazladır. Bu nedenle Tebliğ konus tereddütsüz yasal açıklığa kavuşturulmalıdır. 127. maddede yapılan değişikliğe ek olarak aşağıdaki cümle eklenmesi gerektiği görüşündeyiz.

 

” TAPUDA VEYA ADRES KAYIT SISTEMINDE ADRESI BULUNMAYAN ILGILILER SATIŞA DAIR TEBLIĞ IŞLEMLERI NEDENI ILE İHALENIN FESHI VEYA TAPU IPTALI DAVASI AÇAMAZLAR. “

 

Ayrıca buna paralel bir düzenleme de İİK’ nun 128. Maddesine eklenmelidir.

 

Yine 118. Maddenin sonuna eklenen Daire dışında tahsil olunan paraların yatırılmasıusülü yukarıda açıklığımız üzere 9. maddede önerdiğimiz şekilde değişiklik yapılması halinde sadece menkul mallara yönelik bir işlem gibi uygulanmasının önünü kesebilecek, her türlü  satışnedeni tahsilat yapılmasına imkan verebilecektir. İleride daire dışında, mezat salonlarında, belediye binalarında v.b. Açık arttırma alanlarında satışyapılması durumunda teminat yatırılması da, ihale bedeli yatırılması da, iadesi de sorun olacaktır.

 

 

 

Yine bu maddelerde geçen ” İCRA MEMURU ” ifadesi ” İCRA MÜDÜRÜ VEYA GÖREVLI MEMUR ” şeklinde değiştirilmelidir.

 

                  *                 *

 

 

MADDE 22-2004 sayılı Kanunun 150/e maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde isteyebilir.”

 

MADDE 23- 2004 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere,  takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,”

 

MADDE 24- 2004 sayılı Kanunun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,”

 

MADDE 25- 2004 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “116 ve 242 nci maddeler” ibaresi “242 nci madde” şeklinde değiştirilmiştir.

 

Diğer maddelere uyum düzenlemeleridir.

 

 

                           *                 *

 

 

MADDE 26- 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 9- 9 uncu maddenin ikinci fıkrası gereği ödeme yapılabilmesi için ilgilisi tarafından, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde banka hesap numarasının bildirilmesi gerekir.

GEÇİCİ MADDE 10- Bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

GEÇİCİ MADDE 11- Adalet Bakanlığı, 88 inci maddenin dördüncü fıkrası gereğince hukuki ve teknik her türlü altyapıyıanılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlar. Lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerdeki mevcut depo ve garajlarda muhafaza işlemlerine, mevcut yönetmelik ve ücret tarifeleri çerçevesinde devam olunur.

Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde teslim alınması için icra müdürü tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.

İlgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, üç ay içinde, 88 inci maddenin beşinci fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır.

 

Ancak, satış yapılamazsa Bakanlıkça görevlendirilecek icra müdürünün başkanlığında kaymakamlık, belediye, ilgili yer baro başkanlığı ve ticaret odası tarafından bildirilecek birer kişinin katılımıyla oluşturulacak değer tespit komisyonunca tespit edilecek değer üzerinden, yedieminin alacağına mahsup için malın mülkiyeti yediemine devredilebilir; komisyon, ekonomik bir değerinin kalmadığına karar verirse mal bir tutanakla imha edilir.

Satılan veya mülkiyeti devredilen malın bedelinden, muhafaza ve diğer giderler mahsup edildikten sonra varsa artan miktar talep halinde ilgilisine ödenir.”

 

 

Geçici madde düzenlemeleri arasında en dikkat çekeni  değer tespit ve imha komisyonunun oluşturulmasıdır. Bu komisyon içerisine Belediye, Kaymakamlık, ticaret odası gibi yargı camiası dışında kişi ve kurumların dahil edilmesinin yanlış olduğunu düşünmekteyiz. Zira bu işlem bir komisyon tarafından yerine getirilecek ise O yer C. Başsavcısı veya görevli savcısı başkanlığında o yer Adliyesince görevlendirilen Adli Emanenet Memuru veya Yazı İşleri Müdürü , İcra Müdürü ve bir katip tarafından komisyonun oluşturulmasının daha doğru olacağını, düzenlemenin bu şekilde yapılmasının maksada daha uygun olacağını düşünmekteyiz.

 

*                 *

 

MADDE 67- 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) Görevinin sağladığınüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmişolması hâlinde, icbarın varlığı kabul edilir.”

 

 

MADDE 68- 5237 sayılı Kanunun 252 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“MADDE 252- (1) Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

 

(2) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde teşebbüs hükümlerine göre verilecek olan ceza iki yıldan az olamaz.

 

(3) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması, rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, müşterek fail olarak cezalandırılır.

 

(4) Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması hâlinde verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

 

(5) Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işin yapılmasıveya yapılmaması için, kişiyle anlaşarak kendisine veya başkasına bir menfaat sağlamasıdır. Ancak, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması hâlinde, bu kişi bakımından fiil suç oluşturmaz. Bu durumda kamu görevlisi hakkında icbar suretiyle irtikap suçuna ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.

 

(6) Bu madde hükümleri;

a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,

c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,

ç) Kamu yararına çalışan dernekler,

d) Kooperatifler,

e) Halka açık anonim şirketler,

ile hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılmasıveya yapılmaması için menfaat temin edilmesi hâlinde de uygulanır.

 

(7) Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanıne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan uluslararası örgütlerin görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere veya uluslararasımahkemelerde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine ve diğer kamu görevlilerine, uluslararası parlamento üyelerine ve bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen hakemlere uluslararasıticarî işlemler veya görevin ifasıyla ilgili başka bir nedenle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi ile yukarıda sayılan kişilerin rüşvet talebinde bulunması veya menfaat sağlaması rüşvet sayılır.

 

(8) Yedinci fıkra kapsamına giren rüşvet fiilinin;

a) Türkiye’de işlenmesi,

b) Yurtdışında vatandaş tarafından işlenmesi,

c) Yurtdışında yabancı tarafından;

1.  Türkiye’nin,

2. Türkiye’deki bir kamu kurumunun,

3. Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,

4. Türk vatandaşının,

tarafıolduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması ve yapılmaması için işlenmesi,

 

hâllerinde, rüşvet veren ve alan kişiler hakkında Türkiye’de re’sen soruşturma yapılır.”

 

Bu maddelerin değerlendirilmesi dikkatle yapılmalıdır.  Bu maddelerin mevcut hali

 

 

 

İrtikap

Madde 250- (1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

Madde 252- (1) Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılmasıhalinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

 

(2) Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, birinci fıkraya göre verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

 

(3) Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.

 

(4) Birinci fıkra hükmü, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması halinde de uygulanır.

 

(5)              (Değişik: 29/6/2005 – 5377/28 md.) Yabancı bir ülkede seçilmişveya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanı ne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan uluslararası örgütlerin görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticarî işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.

 

Şeklindedir.

 

Her iki maddedeki  değişiklik önerisinin içerisinde (250. Maddenin 1. fıkrası ile 252. maddenin 5. bendi) vatandaş kendisinin haklı talebi karşısında  Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranşlarını görecek, kendisinin HAKLI OLAN işi için, kamu görevlisi bu işişimdi yapmaz, geciktirir, beni zora koşar, bu yüzden  ne yapayım ben de onun söylediği kişiye gideyim de çıkar sağlayayım yada rüşvet vereyim diyecek, hal böyle olunca rüşveti veren için suç oluşmamış olacak. BURASI ÇOK TEHLİKELİ VE YANLIŞTIR.  Bu düzenleme ile  herkese kamu görevlisine iftira atma imkanıaçık çek olarak sunulmuş duruma gelmektedir.

 

Esas olan husus her vatandaşın haklı talebini yerine getirmeyen kamu görevlisi için bir üst merciye müracaat etmek ve haklı talebinin yasal olarak yerine getirilmesini sağlamak, bu yolda tüm hukuki ve idari mekanizmaları devreye sokmaktır. Yoksa ” Aman bunlara ne gerek var. Ben en iyisi rüşvetimi vereyim, işimi gördüreyim nasılsa bana yani rüşvet verene eskisi gibi ceza yok. Çünkü benim talebim haklı ve ben  – uzun boylu olan-kısa boylu olan farketmez –işimi rüşvetle de olsa gördürdüm ya ona bakarım. Çok da zorda kalırsam, bir sonrakinde bu sefer haksız olan işimi yapmaz ise, ben de dilediğim gibi şikayet ederim. Kamu görevlisine ne iftiranın müeyyidesi var ne de şikayetin. Zaten işsahibi iftira etmiş olsa bile Anayasal hakkını kullanmış sayılıyor.

 

BURADAN DEVAMLA RÜŞVETİNİ VERENİN İŞİNİ YAPTIRDIĞI BİR KAMUİDARESİ ORTAYA ÇIKAR. TEKRAR VE ÖNEMLE BELİRTMEKTE FAYDA GÖRDÜĞÜM HUSUS: RÜŞVETİLLETİNİN ÖNÜ VERENİ MAZUR GÖRMEK VE MASUMLAŞTIRMAKTAN GEÇMEZ. TAM TERSİNE VATANDAŞLIK BİLİNCİNİN ARTTIRILMASI,  TÜM KAMU İDARELERİNDE HER TÜRLÜ YASAL TALEBİN YERİNE GELDİĞİ, GETİRİLDİĞİ İDARİ İŞLEYİŞİN YAPILANDIRILMASI GEREKİR.

 

Talebinde haklı olan kişinin zaten Devlet katında hiçbir görevli tarafından talebinin yerine getirilmeyeceği endişesini taşımadığı hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Yoksa Devlet katında haklı olduğun halde, talebinin yerine gelmeyeceğinden kaygılanıyorsan ver rüşvetini işini gördür, sonrasına bakarsın  şeklinde sonuç doğrucak bu ifade madde metninden çıkarılmalıdır. Aksi takdirde önü alınamaz bir güvensizlik ortamı kendiliğinden doğacak ve Mülkün temelini oluşturan Adalet kökünden onarılmaz şekilde sarsılacaktır. KAMU GÖREVLİLERİ BU MADDE İLE GÖREVİNİ YAPAN DEĞİL İŞ BİTİREN DURUMA GETİRİLECEKTİR.

 

*                        *

 

MADDE 85- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

 

Yukarıda açıklandığı üzere 2006 Yılı verilerine göre dahi o tarihteki 7.000.000 dosya için  mevcut kadrolara ilâveten, 280 icra müdürü, 1.670 icra müdür yardımcısı ve 5.600 icra memuru ile 1.418 hizmetli kadrosu olmak üzere 8968 Personele ihtiyaç olduğu tespit edilmiş iken bu tarihten 6 yıl sonra bile toplam 5396 Personel Kadrosunun ihdasının yetersizliği tartışmasızdır.

 

Yine yukarıda açıklandığıüzere Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü’ nün 2010 yılı sonu İcra Müdürlükleri İş Yükü Cetveli verilerindeki 20.506.544 dosya sayısı esas alındığında ise bile ihdas edilen kadronun 4 katına ihtiyaç vardır.

 

*                 *

 

MADDE 87- Bu Kanunun;

 

a) 3 üncü, 4 üncü, 7 nci, 8 inci, 10 uncu, 12 nci, 14 üncü ila 25 inci maddeleri, 26 ncı maddesiyle 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu ve 11 nci maddeleri ile 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralıbendi yayımı tarihinden altı ay sonra,

 

b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

 

yürürlüğe girer.

 

 

 

Bu madde önemsiz gibi görünse de  yürürlük maddesi olmakla tasarı içerisindeki etkisi çok büyüktür.

Zira Yayımı tarihinden Altı ay sonra yürürlüğe girecek olan düzenlemeler kısaca

 

3 üncü madde ile İİK’ nun 8. Maddesine eklenen 8/a  maddesindeki Elektronik işlemleri,

 

4 üncü maddesi ile İİK’ nun 9 uncu maddesinin değiştirilmesi ve bankadan ödemeyi zorunlu kılan düzenlemeyi,

 

7 nci maddesi ile İİK’ nun 58 inci maddesindeki Takip talebinde yapılan yeni düzenlemeyi,

 

8 inci maddesi  ile İİK’ nun 60 ıncı maddesindeki ödeme emri gönderilmesindeki düzenlemeyi,

 

10 uncu maddesi ile İİK’ nun 88 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrasındaki değişikliği, (Bu değişikliklerin ikinci fıkraya ilişkin olanı   üçüncü şahısların istihkak iddiaları, haciz ve muhafaza koşullarını, dördüncü fıkrada değişiklik ise Yeddiemin Depolarınıdüzenlenmesini içermektedir)

 

12 nci maddesi İİK’ nun 106 ncı maddesindeki satış talebinin değiştirilmesini,

 

14 üncü maddesi ile İİK’ nun 114 üncü maddesinde satış ilanının elektronik ortamda yapılmasına ilişkin düzenlemeyi,

 

25 inci maddesi ile uyum düzenlemesini,

 

26.       Madde ile İİK’ na eklenen geçici maddelerden

 

9 uncu madde ilgilisinin ödeme için icra müdürlüğüne altı ay içerisinde banka hesap numarası bildirmesini,

 

11 inci madde Adalet Bakanlığınca Yeddiemin depolarının açılasıya kadar diğerlerinin  devam edeceği hakkında düzenlemeyi içermektedir.

 

Tüm bu düzenlemeler yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecektir. Bir başka deyişle tüm bunların hayata geçmesi için her türlü şartlar 6 ay içerisinde tamamlanmışolmalıdır. Bu bizimde arzulayacağımız bir gelişme olacaktır. Ancak özellikleİİK’ na eklenen 8/a maddesinin hayata geçmesi yukarıda açıkladığımız gerekçeler dikkate alındığında daha uzun zamana ihtiyaç bırakmaktadır.

 

Yine 10 uncu madde ileİİK’ nun 88 inci maddesinin ikinci fıkrasını değiştiren düzenleme ücüncüşahısların istihkak iddialarına ilişkin ve muhafaza tedbirlerinin mahalde uygulanması, karara bağlanmasına ilişkin düzenlemedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiğimiz şekildeki Yürütmeyi Durdurma kararı da dikkate alındığında bu fıkranın yürürlüğünün ertelenmesi ise yarardan çok zarar getirecektir. Zira bu düzenleme başkaca bir hazırlığa ihtiyaç duymamaktadır.

 

Bu değişikliğin yürürlüğe girmesinin ertelenmesi icra dairelerini bu süre zarfında yoğun bir muhafaza talebi ile karşı karşıya bırakacak, bir kısım üçüncü şahısların sadece yasanın yürürlük tarihi nedeni ile mağduriyetine neden olacaktır.

 

Bu nedenle maddenin,

 

 

MADDE 87-Bu Kanunun;

 

 

a) 3 üncü, 4 üncü, 7 nci, 8 inci, 10 uncu MADDENİN İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ FIKRASI, 12 nci, 14 üncü ila 25 inci maddeleri, 26 ncı maddesiyle 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu ve 11 nci maddeleri ile 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi yayımı tarihinden  BİR YIL  sonra,   

 

b) Diğer maddeleri yayımıtarihinde,

 

yürürlüğe girer.

 

Şeklinde düzenlenmesi grektiği görüşündeyiz.

 

 

Önemli Hatırlatma : Adalet Bakanlığı tasarısı içerisinde yer alan Yardımcı Hizmetler Sınıfındaki Mübaşirlerin Genel İdari Hizmetler Sınıfına dahil edilmesine ilişkin 84. Madde önerisinin Başbakanlık Bürokratlarınca tasarından çıkarılmış olması ve 88. Maddeye yeni fıkra eklenmiş olması bizde Yargı Çalışanına karşı özel bir uygulamamı diye düşünmeden edemiyoruz.

Bu nedenle Adalet Bakanlığı’ nın hazırlamış olduğu metin içerisinde yer alan Müabaşirlere ilişkin düzenlemenin aynen eklenmesi gerektiği, üzerinde tartışma dahi kabul etmeyeceğimiz önerimizdir.

 

Yine ayrıca İİK’ nun 16. Maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesi

 

” Bu madde kapsamında değerlendirilen kararlar için  ceza soruşturması açılması Şikayet edenin yazılı talebine bağlıdır “

 

Yine ayrıca tasarıya aşağıdaki maddenin eklenmesi

 

“2004 SAYILI İİK’ NUNDA GEÇEN ” ŞİKAYET ” SÖZCÜĞÜ ” İTİRAZ OLARAK DEĞİŞİTİRİLMİŞTİR. BU KANUN İÇİNDE ŞİKAYET İŞLEMİ İÇİN YAPILMIŞ BÜTÜN ATIFLARİTİRAZ İŞLEMİ İÇİN YAPILMIŞ SAYILIR. “

 

 

 

Bu tasarı içerisinde yer alan diğer maddelerin değişiklik önerileri Çalışanlar yönüyle değerlendirilmemiştir.

 

 

Sonuç Olarak; Yargı Çalışanları açısından önemli düzenlemeler içeren bu tasarının yukarıda belirttiğmiz öneriler dahilinde daha yararlı olacağı, amaca daha uygun düşeceği kanısındayım. Ancak her halde bile diğer tartışmaları bir kenara bırakmak sureti ile bir kez daha Yargı Reformu olarak önümüze sunulan metin içerisinde Yargı Hizmetleri Sınıfının ihdas edilmemiş olmasını büyük bir eksiklik, yargı camiasına yapılan haksızlığın devamı olarak görmekteyim.

 

 

Takdiri ve değerlendirilmesi, tarafınıza ve tüm yargı camiasına ait olmak üzere

 

 

Arz ederim.

 

 

 

 

 

   30.03.2012

M. Cesur GÖÇMEN

 

 

 

 

 

 

 

 

(*)Yargı Çalışanları Derneği (Yarder)’nin  Yargının Hızlandırılmasına Dair hazırlanan yasa tasarısında yapılması öngörülen değişikliklere ilişkin genel değerlendirmesidir. Bu değerlendirme Dernek adına dernek üyesi ve halenİstanbul İcra Dairesi Müdür Yardımcı olarak görev yapmakta olan M. Cesur GÖÇMEN tarafından Derneğin talebi ile düzenlenmiştir.

Bu yazı 192 defa okundu.

Sonraki sayfa »