Yargı Çalışanları Derneği Başkanı İbrahim Başyurt TVNET’te

Yazan: 10 Ocak 2011 Pazartesi  
Kategori: 1-Başkandan, 2-Dernekten, 4-Haberler


Yargı Çalışanları Derneği Başkanı İbrahim Başyurt TVNET’te Yargı Personellerinin Sorunlarını Anlattı.

YARDER TVNET\’te

Bu yazı 334 defa okundu.

YARDER Basın Açıklaması

Yazan: 10 Ocak 2011 Pazartesi  
Kategori: 1-Başkandan, 2-Dernekten, 4-Haberler

                YARGI ÇALIŞANLARI DERNEĞİ
                                (YARDER)
                   BASIN AÇIKLAMASI

Günümüzde  Yargı halkın gündemine iş yoğunluğu ve yetersizlikleri ile gelmiştir.

Yargının bu yönüyle tartışılır olması bir yandan üzücü olmakla birlikte diğer taraftan herkesin dikkatini toplamak,  yapılması gerekenlerin hayata geçmesi yönünde fırsat olarak da görmek mümkündür. Yapılan tartışmalar içerisinden Hakim ve Savcı eksikliğinden binaların kimi yerlerde yetersiz oluşu, kimi yerlerde ise görkemli oluşu yer almış ancak yargının en önemli ayağı olan personel şartları hiç konu edilmemiştir. Tüm Kamuoyunun ve ilgililerin dikkatini buraya çekmek bizim asli vazifemiz olduğu gibi çalışanların yer almadığı tartışma da bir ayağı eksik masa gibi olacaktır.

 
Herkesin şikayetçi olduğu Yargıda iş artışı Hakim -Savcılar kadar personel için de söz konusudur. Hafta sonu dahil, geç saatlere kadar süren icra işlerinin, cezaevi işlemlerinin,  soruşturmaların, duruşmaların Hakim ve Savcıları gibi o ana kadar çalışmaya devam eden ve nihayetinde duruşmaların sonrasında tamamlayıcı hizmetleri yürüten personelin varlığından, personellere yönelik düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçmesinin zorunluluğundan nedense söz edilmemekte ve hatta özenle gözden kaçırılmaktadır.
 
Yargı çalışanları bugün tüm kurumlar arasında en çok emek harcayan ancak en az ücretle ve güvenceyle yaşamını sürdürmektedir. Yargıya sadece 3-5 kat daha fazla Hakim – Savcı alınarak sorunun çözüleceğini düşünmek,  binaların sayısı ve konforunu arttırmakla çözüm bulunacağını iddia etmek,  yargıyı tamamlayıcı hizmetler ile birlikte bir bütün olarak görmemek demektir.
 
Günümüzde Yüksek Yargı sistemine,  HSYK yapısına,  Hakim ve Savcılar Kanununa yönelik bir çok değişiklik yasama yolu ile hayata geçerken veya tartışılırken içerisine çalışanların dahil edilmemesi nedeniyle biz çalışanlar hayal kırıklığı içerisinde bulunmaktayız.
Diğer bütün konuların yanında Yargı Bağımsızlığı ve tarafsızlığının ancak personelin de içinde yer alacağı bir bütün yapı içerisinde sağlanabileceği düşüncesi ile Yargı Hizmetleri Sınıfı’nın tesis edildiği yasal düzenleme en önemli talebimizdir.
 
Bu gün herkesin günlük hayatında yer verdiği,  medyanın her biriminde yer alan yargı sistemine yönelik tartışmaların içerisinde biz de yargı çalışanları olarak var olduğumuzu, Yasal her türlü zeminde Yargı Çalışanlarının taleplerini dile getirmeye devam edeceğimizi  tekrar eder,
Yargı Çalışanları ile ilgili mesleki hak ve menfaatleri savunduğumuz gibi kuruluş felsefemizin de gereği olarak her türlü olumlu çalışmaya katkı vermeye hazır olduğumuzu İlgililerin ve Kamuoyunun bilgisine bu vesile ile tekrar  sunarak  teyit ederiz.
                    İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

Bu yazı 189 defa okundu.

İş yoğunluğunun faturası memura çıktı

Yazan: 15 Aralık 2010 Çarşamba  
Kategori: 2-Dernekten, 3-Duyurular, 4-Haberler, 5-Organizasyonlar

15 Mart’ta iki buçuk TL olan posta masrafları 16 Mart’ta üç buçuk TL olunca iş yoğunluğu nedeniyle günlük tebligat çıkarıp postalarını günlük gönderemeyen memur aradaki farkı ödemek zorunda kaldı.

Yargı Çalışanları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Kartal, ciddi iş yoğunluğu altında çalışmak durumunda olan adliye çalışanlarının PTT’nin bu uygulamasıyla mağdur edildiğini belirtti. Kartal, PTT’nin öncesinden haber vermeksizin yaptığı zamların neden olduğu problemleri ve çözüm önerilerini şu şekilde dile getirdi:

‘Eğer böyle bir zam yapılacaksa, hayatın olağan akışına göre ve hukuka uygun şekilde bizlere bir bildirim yapılıp, bir süre verilmesi gerekmektedir. Zira bizler adliyelerde bize bildirilen tarife üzerinden dosyaların ilgili taraflarından masraf pulu talep etmekte ve iş yoğunluğumuza göre bu masraflara konu işlemleri yaparak listeler halinde PTT’ye teslim etmekteyiz. İş yoğunluğumuz, personel eksikliği ve adliyelerdeki işlerin doğası gereği her talebi anında yerine getirememekteyiz. Bazı postaların PTT’ye teslim edilme süresi bazen 1 hafta kadar süre alabilmektedir. Karşılaştığımız sorunun temelini bu durum oluşturmaktadır. Zira bizler ptt nin kendi gişeleri gibi direk vatandaşın gönderilerini alıp el’an ilgili yerlere gönderemiyoruz. Bizler bir nevi aracı kurum durumundayız. Haliyle eğer gönderilere herhangi bir zam yapılacaksa bizlerin bu hususta daha önceden bilgilendirilmesi ve buna göre dosya taraflarından masraf pulu almamız gerektiği söylenmelidir. Aksi taktirde ortaya böyle haksız ve yalnış bir durum çıkmaktadır. ( Oysaki buna benzer bazı durumlarda ptt bizi bilgilendirmesine rağmen, zarflara yapılan zamlar hususunda ne hikmetse yıllardır böyle saçma bir uygulama devam etmektedir. )En vahimi de bu durumun ilk defa yaşanan bir durum değil, her yıl tekerrür eden bir durum olması ve meslektaşlarımızın çeşitli sebeplerden dolayı bu konuyu dillendirememesi, yetkili birimler nezdinde gerekli girişimleri yapmaktan çekinmesidir. Biz Yargı Çalışanları Derneği olarak, meslektaşlarımızın yıllardır maruz kaldığı bu haksız ve yalnış uygulamaya son verilip, bu hususun mantık ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde çözüme kavuşturulmasını talep etmekteyiz.’

Alıntıdır.

Bu yazı 215 defa okundu.

Yargı Çalışanlarının Valilik ve Kaymakamlıklara Bağlanması

Yazan: 14 Aralık 2010 Salı  
Kategori: 2-Dernekten, 3-Duyurular, 4-Haberler, 5-Organizasyonlar

Değerli Çalışma Arkadaşlarım;

Meclis Alt Komisyonunda görüşülmekte olan ve Mali Af olarak bilinen tasarı içerisinde yer alan 657SY. Değişikliklerinin tümü üzerinde görüşlerimi tekrar etmeyeceğim. Ancak çok önemli bulduğum İllerde Vali, İlçelerde Kaymakamların her düzey Kamu Personelinin Disiplin Amiri olmasını düzenleyen değişiklik üzerindeki görüşlerimi belirtecek ve Yargı Camiası için bunun sakıncalarına genel olarak değineceğim.

Maddenin şu anki mevcut hali

Disiplin amiri ve disiplin cezaları:

Madde 124 – (Değişik birinci fıkra: 29/11/1984 – KHK 243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir.
Şeklindedir.

Önerilen değişiklik metni ise

“Disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amirleri; yürütülen hizmetin özellikleri ve çalışma şartları dikkate alınarak genel yönetmelikte belirtilen esas ve usûller çerçevesinde, kurumlarınca tayin ve tespit edilen amirlerdir. Valiler il, kaymakamlar ilçe sınırları dâhilindeki kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatında görev yapan her düzey personelin üst disiplin amiridir.”
Şeklindedir.

Değişiklik önerisinin gerekçesi ise

“ Madde ile disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amirlerinin tespitine ilişkin düzenlemeye yer verilmektedir. Sicil Sisteminin kaldırılmasıyla disiplin amirlerinin rolü artmış, taşrada görev yapan memurların disiplin açısından takibinin merkezden yapılmasının zorluğu dikkate alınarak Valiler ve Kaymakamların disiplin amiri olarak pozisyonları güçlendirilmiştir. “
Şeklindedir.

Sicil sisteminin kaldırılması ve gerçekten disiplin merkezli bir personel rejimi ile birlikte değerlendirildiğinde bu hükme göre her personelin gerçekte amiri İllerde Valiler, İlçelerde Kaymakamlar olacaktır.

Yargının bir bütün olarak sadece Sav – Savunma ve Yargılama faaliyetinden ibaret olmadığı, nihayetinde tamamlayıcı hizmetlerin de bu kapsamda bulunduğu dolayısı ile Yargı kavramının üçlü sac ayağı değil dörtlü bir yapı olduğu sürekli olarak her fırsatta dile getirilmiştir. Yargı Bağımsızlığının teceliisi aynı amanda bu hizmetlerin de aynı tarafszılık ve güven içerisinde yapılması ile mümkün olmaktadır. İnfazında, hayata geçirilmesinde Yargı Kararlarının ete kemiğe bürünüp toplumun hayatına karışmasında bu sağlanamaz ise Yargının karar verme mekanizmasındaki bağımsızlık ve tarafsızlık yine toplum tarafından yeterli bulunmayacaktır. Yeterli de değildir.

Seçim Müdürünün, İcra Dairesi Müdürünün, Ceza ve İnfaz Kurumları Müdürünün, Adli ve İdari Yargı Mahkemelerin ilgili Müdürlerinin üst disiplin amirinin Valiler ve Kaymakamlar olarak düzenlenmesi karşısında şu anki Amir durumunda bulunan Hakim ve Savcıların ilk amir olmaları çok anlam ifade etmeyecektir.
Uygulamada zaman içerisinde bu maddenin getireceği sıkıntıları tahmin bile etmek istemiyorum.
Bu değişikliğin tasarı metninden Çıkarılması ve üzerinde hiç tartışma yapılmadan geri çekilmesi zorunludur. Bu zorunluluk sadece personel için değil aynı zamanda Yargısal Faaliyetini bir anlamda Kaymakamın personeli ile yürütme durumunda kalacak olan Hakim ve Savcılar içinde geçerlidir.

Bütün bunların bir arada değerlendirilmesi neticesi, konu ile ilgili olacağını düşündüğümüz birçok Kişi, sendika ve Dernek ile görüşme gayretinde bulunduk. Bunlardan özellikle belirtmekte fayda gördüğüm husus başta Sn. Hakim Kemal ŞAHİN olmak üzere neredeyse tüm Hakim ve Savcılardan destek bulduk, endişelerimizde haklı olduğumuzu teyit ettik. Adalet Büro Sen ve YARDER (Yargı Çalışanları Derneği) dışında diğer Çalışanların oluşturduğu birçok etkin bilinen kuruluşun üye ve yetkilileriyle prensipte hem fikir olduk. Ne var ki bu tasarı içerisindeki bütün değişiklikler üzerindeki görüş ayrılıklarımızı bir kenara bırakıp hiç olmazsa sadece bu madde üzerinde ittifak etme, iş birliği yapma önerimiz Adli Yıl Açılış Töreni Daveti gibi cevapsız kalmıştır.

Biz Yargı Çalışanları ve onların gerçek temsilcisi olarak bu maddenin Tasarı metninden çıkarılması gayretlerimizi sürdürmekteyiz. Sürdüreceğiz. Yine en büyük desteği Hakim ve Savcı dahil kendi camiamızdan aldığımızın idraki içindeyiz. Bunu da belirtmekte hiçbir beis görmüyoruz. Gayretimiz bu yönde olacaktır. Bu yöndedir. Öncelikle Adalet Bakanlığı yetkililerinden bu hükmün tasarıdan çıkarılması için gayretlerini arttırmalarını beklediğimizi bu yolda yine her türlü katkıya hazır olduğumuzun bilinmesini, hiçbir siyasi parti ve kurum ayrımı yapmaksızın görüşlerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu tekrar ederim.

Yargı Çalışanları olarak bu gayretimizin sonuç vereceğini umuyor, çaresiz olmadığımızı, bizim adımıza en doğru adresin yine kendi camiamıza ait olan yerler olduğunu her Yargı Çalışanına açık davet mektubu mahiyetinde tekrar ediyorum..

Saygılarımla. 10.12.2010

M. Cesur GÖÇMEN
Adalet Büro Sen Yön. Krl. Üyesi

Bu yazı 544 defa okundu.