Amacımız


        Yargı Çalışanları Derneği adından anlaşılacağı ve tüzüğün 4. maddesinde yazılı olduğu üzere; ” halen Adalet Bakanlığı, adli ve idari yargı, Yargıtay, Danıştay, ceza infaz kurumları, icra daireleri, seçim kurullarında çalışanlar ile buralardan emekli olmuş veya isteği ile ayrılmış bulunan hakim-savcı dışındaki personelin ” üye olabileceği bir dernektir.

        Yargı Çalışanları Derneği tüzüğünün 2. maddesinde yazılı olduğu üzere; ” Üyelerinin mesleki, kültürel, sosyal, ekonomik ve hukuki yönlerden hak ve menfaatlerini araştırmak ve korumak, sorunlarının giderilmesi için girişimlerde bulunmak, mesleki gelişmeyi ve üyeleri arasındaki dayanışma ve yardımlaşmayı sağlamak”  maksadıyla kurulmuştur. Bunun dışında hiçbir amacı
yoktur, hiçbir dengeyi gözetmemektedir.

         Yargı, demokrasinin üç erkinden biridir. Yargısal faaliyetlerde takdir yetkisi hakim-savcılara ait olmakla birlikte bir uyuşmazlığın veya suçun yargıya intikalinden başlayıp yargı kararının infazına kadar geçen süreç yargı çalışanlarının omuzları üzerindedir. Oysa genel algi bir zabit katibinin isinin sadece duruşmada yazmaktan, mübasirin isinin ise isim anons etmekten ibaret olduğu yönündedir. Dahası yargı faaliyetlerine aşina kimselerin gözünde, yargı çalışanlarının imajı hak etmediği yerdedir. Bu nedenle toplumun bilinçlendirilmesi gerekmekte, bu görev bize düşmektedir.

          Adalet Bakanlığı gözünde “hizmet içi eğitim” olgusunun pek muteber olmadığı da dikkati çekmektedir. Personelin ilk göreve başlamasına müteakip verilen eğitim sembolik düzeydedir. Bugün adliyede çalışan bütün personel “alaylı” tabir edilebilecek bir eğitim sürecinden geçmiş, kendi kendini eğitmiştir. Bu ise farklı adliyeler arasında farklı uygulamaları getirmekte yan yana iki ilçe adliyesi arasında bile birbirinden farklı çalışma düzeni ortaya çıkarmaktadır. Personelin, her değişen hakim-savcının ardından çalışma seklinin ve rolünün de değiştiği çok açık bir gerçektir.  Bakanlık eğitim Dairesi en azından her yargı birimine kalem mevzuatını havi, hangi
unvandaki personelin görevlerinin nelerden ibaret olduğu, hangi unvandaki personelin hangi amirine karsı hangi hususlarda sorumlu olduğu konularında temel kaideleri belirleyen bir kitapçık hazırlamaktan bile mümtenidir. Öte yandan UYAP la birlikte köklü bir sistem değişikliğine gidilirken, personelin yeni sisteme adaptasyonu süreci aksaklıklarla doludur. Neredeyse temel düzey bile sayılamayacak bir eğitimin ardından çalışanlar mevcut iş yükünün üzerine UYAP labirentiyle baş başa bırakılmıştır. Bu da personelin mesleki eğitim, gelişim ve
bilgi üretme konusunda da dayanışma içinde olması gerektiğini göstermektedir. 

         Yargı çalışanları da diğer mevcut is kolları gibi yardımlaşma fonu olmalıdır. Bu husus YARDER çatısı altında tartışılıp şekillenebilir.

          Bilindiği gibi sendikalar kanununa göre adliye çalışanları sadece, büro çalışanları is kolu, adi altında örgütlenmiş sendikalara üye olabilir kendi sendikalarını kuramazlar. Mevcut sendikalar
üyeleştirme yarısı içinde olduğu için potansiyeli yüksek meslek is kollarına ağırlık vermekte bu nedenle büro emekçileri is koluna tabi adliye çalışanlarının çıkarlarını gözetememektedir. Dahası zaten sendikalar için tatminkâr bir sayıya ulaşamayan sendikalı adliyeciler mevcut sendikalar arasında dağılınca da sesimiz kalabalığın içinde kaybolmaktadır. Oysa adliye çalışanları, ücretler, çalışma sekil ve koşulları, görevde yükselme, özlük hakları, naklen atama politikaları ve birçok açıdan diğer kurumlardaki ayni statüye sahip memurlara kıyasla oldukça büyük adaletsizliklerle karsı karsıyadır. Bu durum adliye çalışanlarının bizzat kendi haklarını kendileri savunmadıkça bu adaletsizliklerde herhangi bir iyileşme söz konusu olmayacağını göstermektedir. Yargı çalışanları derneği bu anlamda da tüm adliye çalışanlarını fikir yapısı ne olursa olsun sadece “kendin için bir şey yap” ilkesiyle bir araya getirmeyi amaç edinmektedir. 

         En önemli husus ise sivil toplum kuruluşlarının demokrasi içindeki rolüdür. Sivil toplum kuruluşları yasama faaliyetlerinde danışmanlık görevi yürütmektedir. Çünkü katılımcı yönetim bunu gerektirmektedir. Öte yandan modern insan kaynakları yönetiminde bir çalışanın performansı ve isini nasıl en iyi yapacağı hususu düşünülürken o çalışana söz ve inisiyatif
verilmesi ilke edinilmiştir. Derneğimiz en basta bir “Yargı çalışanı” kimliği oluşturarak bizleri ilgilendiren tüm süreçlere müdahil olmayı, bizlerle ilgili yapılan düzenlemelerde söz sahibi olmayı amaçlamaktadır. 

          Siz öncelikle Yargı Çalışanları Derneğine üye olmakla kendiniz için bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz. Ancak bu kâfi değildir. Bizler sizin gibi adliyelerde ve Ceza Tevkif evlerinde, müdür, infaz koruma memuru, yazı isleri müdürü, zabit katibi, mübaşir ve emanet memuru
kadrolarında  görevli personeliz. Sizin bu derneğe ve faaliyetlerine katılımcı olmanız derneğin hayatiyeti ve amaçlarını yerine getirmesi açısından son derece önemlidir. Bizler bir çatı oluşturduk. Bu çatı altında toplanalım ve artık kendimiz için bir şeyler yapalım. Kendi haklarımızı kendimiz savunalım.

Bu yazı 0 defa okundu.