Adli Yıl Açılış Mesajı

Yazan: 04 Eylül 2018  
Kategori: 4-Haberler

Merhabalar

Kıymetli Kamuoyu ve değerli Yargı Mensup, Çalışanı ve Bileşenleri…

Yeni bir adli yıla başlamanın heyecanı içerisindeyiz. Heyecan diyorum çünkü heyecan, emek ve sadakat ile yapılan her iş ve meslek yüksek başarıya ulaşmaktadır. Yargının yeni dönemdeki hali de bu şekilde olmalıdır ki aziz milletimizin adalete olan ihtiyaç ve güveni de bunu gerektirir.

Toplumsal hayatın huzur ve güven içerisinde devamı ancak adalet sisteminin etkin bir şekilde işlemesi ile mümkündür. Hukuk devletinin eksiksiz bir şekilde tesis edilebilmesi için de güçlü ve dinamik bir yargının varlığı zaruridir. Bu doğrultuda, Türk yargı sisteminin reforma tabi tutularak geliştirilmesi Adaletin tecellisi ve hukukun üstünlüğüne inanmış olan ülkemizin bekası için büyük önem arz etmektedir.

Türk yargı sistemine güvenin artırılması ve gelecek nesillere daha iyi işleyen bir yargı düzeninin miras bırakılması amacıyla yenilikçi ve katılımcı bir anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu minval üzerine Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu düzenlemesi yapılmış, Ceza uyuşmazlıklarında da alternatif çözüm yolu olan uzlaşma sisteminin işlerliğinin arttırılması sağlanmış ve bu suretle birçok uyuşmazlığın yargılamaya konu olmadan taraflar arasında uzlaştırmacı vasıtasıyla çözümüne imkân sağlanmıştır.

Hukukun üstünlüğüne inanmış olan Aziz Devletimiz ve Milletimiz inanç ve kararlılığı ile muasır medeniyet yolunda ülkemiz günden güne yol almakta ve bunun yanı sıra çağın gerekliliklerini en iyi bir şekilde anlayıp, algılayıp (Siber suçlar vs) adil bir düzen getirerek Adalet timsalini hep yükseklerde tutmaktadır.

Günümüzde Adalet camiası kıymetli vatandaşlarımıza sunduğu hizmetin hızı, güvenilirliği ve performansı, bilişim teknolojilerinden de istifade ederek kullanıldığı, adalet hizmetlerinin Türkiye genelinde bir bütün olarak en iyi şekilde yürütülmesinde içinde bulunduğumuz bilişim çağının bizlere sunduğu teknolojik gelişmeler ve imkânlardan yararlanılarak Adaletin tecellisi sağlanmaktadır. UYAP’ın yaptığı çalışmalarla başka kurumlara örnek olduğu gibi sadece adalet alanında ürettiği projelerle değil ortaya koyduğu vizyonla da pek çok kurum ve kuruluşa da ve bu alanda çalışma yapanların yol göstericisi olmuştur. Adalet hizmetlerinin en iyi şekilde yürütülmesi için ülkemiz için hayati öneme sahip Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)’ın  uygulamaya başlamasıyla Yargı Camiasın çığır açılmıştır.

Bunun ile birlikte ülkemizde Adli Veri Bankası açılmış ve bu sayede Türkiye’nin suç haritasının oluşturulabileceğini, Adli Veri Bankası’nın; adalet politikalarını oluşturmak, doğru stratejiler geliştirmek, önleyici düzenlemeler yapmak, suç ve suçluyla daha etkin mücadele etmek, dava ve uyuşmazlıkların sebebini analiz ederek dava açılmadan ve suçlar işlenmeden, önleyici adalet mekanizmasını hayata geçirerek çözümleyebilmek,  davaların, tutuklu ve hükümlülerin sayısıyla artış hızı ve sebeplerini değerlendirilerek ülkemizin geleceğinde daha güvenli bir adalet mekanizmasını oluşturmak adına son derece önemli bir başlangıç olmuştur.

Adaletin temelini hakikatleri araştırmak ve ortaya çıkarıp yargılamak hukuk ve ceza yargısının var oluş nedenidir. En nihayetinde yargı, yapacağı muhakeme faaliyeti ile somut delillere dayanılarak yapılır ve hüküm kurulur. Mahkeme, yargılanan insanların teminatıdır. Hüküm, hukukidir ve kamuoyunun vicdanında yeri vardır. Oysa Türk Ceza Kanunu, kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzeni ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılmıştır.

 

İnanıyorum ki Yargıdaki olumlu gelişmeler Yargı Çalışanlarının Ekonomik, Sosyal ve Özlük haklarına da en kısa zamanda yansıyacak, müreffeh bir çalışma ve yaşam koşullarına erişilecektir.

 

Yargı Çalışanları için hayati öneme haiz olan Yargı Hizmetleri Sınıfı ihdası inşallah bu adli yıl içerisinde hayata geçmesi tüm Yargı Çalışanlarının cansipare çalışmalarının karşılığı olacaktır.

 

Hukuk hiçbir devletin hesaplaşma aracı değildir. Hukukun toplumda dirlik ve düzeni, hukuki güvenliği, adaleti sağlama ile toplumun ihtiyaçlarını karşılama gibi çeşitli elzem amaçları vardır. Devletler aralarındaki anlaşma, uzlaşma ve hesaplaşmaları Diplomasi yolu ile verir. Bunun dışına çıkılarak yapılan her türlü eylem ve söylem hukuk dışı olduğu unutulmamalıdır.

“Uluslar hukuku” veya “uluslararası hukuk,” medeni devletlerin karşılıklı ilişkilerinde başvurdukları geleneksel ve konvansiyonel kuralları içerir. Ancak bu kuralların devletlerarası ilişkilerde hukuki bir bağlayıcılığı bulunmaktadır. Uluslararası hukuk terimi bir dar, bir de geniş almamda kullanılmaktadır. Dar anlamıyla “uluslararası hukuk” iki veya daha fazla devlet arasında uygulanan muayyen hukuktur, geniş anlamıyla “uluslararası hukuk,” ister büyük, ister küçük olsun, ister bölgesel, ister hegamonik bir güç olsun, tüm medeni devletler için bağlayıcılığı olan evrensel “ hukuktur.” Lassa Oppenheim 1856 yılında imzalanan Paris Deklarasyonu ve 1899’da Lahey’de imzalanan Savaş ve Toprak Hukukuna İlişkin Sözleşmeyi evrensel “uluslararası hukuk,” belgeleri olarak kabul etmektedir. Bu durumda gösteriyor ki globalleşen dünyada yeni bir Uluslar arası hukuk kavramı ortaya konularak kendini güçlü olarak kabul eden devletlerin hukuku hiçe sayarak istediği gibi hareket etmesi Ulasal ve uluslar arası ilişkilere büyük zarar vermekte olduğu gibi telafisi mümkün olmayan boyutlara da ulaşabilmektedir.

Uluslar arası hukukun uygulanması yönünden en önemli aktör Birleşmiş Milletleridir.

Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın Teşkilat’a uluslararası anlaşmazlıklara hakemlik ve hukuki  antlaşmalar (Madde 33) çerçevesinde barışçıl çözümler bulma ve uluslararası hukukun gelişimini ve tedvinini destekleme (Madde 13) görevi vermiştir. Yıllar boyunca, Birleşmiş Milletler 500’den fazla çok taraflı anlaşmanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Söz konusu anlaşmalar ülkeler arasında geniş ortak yaklaşıma işaret etmekte ve anlaşmaları ihlal eden ülkelere yasal kısıtlamalar getirebilmektedir.

Bir çok alanda, Birleşmiş Milletler’in hukuk konusundaki çalışmaları öncü girişimler olmuş ve uluslararası boyutlara ulaşan sorunlara çözümler bulmuştur. Öne çıkan çabalar arasında çevrenin korunması, göçmen iş gücünün kontrolü, uyuşturucu trafiği ve terörizm ile mücadele gibi alanlar vardır. Uluslararası hukuk, insan hakları ve uluslararası insani yardım hukuku dahil geniş bir yelpazeyi içerisine alarak genişlediği için, BM’ye bu alanda verilen görev bugün de devam etmektedir.

Birleşmiş Milletler’in ihtilafların çözümlenmesi için oluşturulan organı Uluslararası Adalet Divanı’dır. Lahey Divanı olarak bilinen divan, 1946 yılında kurulmuştur. 2003 yılının sonunda, üye ülkelerden gelen 78 ihtilafla ilgili karar vermiş ve Birleşmiş Milletler kuruluşlarından gelen taleplerle ilgili olarak 24 görüş bildirilmiştir. Bir çok konu tüm Divan tarafından ele alınmaktadır; fakat 1981 yılından beri tarafların istekleri üzerine altı dava özel kurullara sevk edilmiştir

Ülkeler, ekonomik haklarla ilgili sorularını da Divan’a getirirler. 1995 yılında, Kanada ve Avrupa Birliği arasında balıkçılık üzerine bir anlaşmazlıktan kaynaklanan bir davanın görüldüğü bir sırada, Kanada’nın karasularında avlanan bir İspanyol balıkçı gemisine el koyması üzerine İspanya, Kanada’ya karşı bir dava açmıştır. Daha yakın zamanlarda Lichtenstein, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın el koyduğu bazı mal varlıkları ile ilgili olarak bir dava açmıştır.

Uluslararası Hukukun Geliştirilmesi ve Yasallaştırılması adına Birleşmiş Milletler Bünyesinde Uluslararası Hukuk Komisyonu, Genel Kurul tarafından 1947 yılında, uluslararası hukukun geliştirilmesi ve tedvini için kurulmuştur. Komisyon, Genel Kurul tarafından 5 yıllığına seçilen 34 üyeden oluşmakta ve yılda bir kere toplanmaktadır. Üyeler dünyanın başlıca yasal sistemlerini temsil etmekte ve kendi hükümetlerinin temsilcileri olarak değil; icra ettikleri görevin uzmanı olarak hizmet vermektedirler. ülkelerin tek taraflı davranışları, diplomatik korunma, anlaşmalara tereddüt, uluslararası organizasyonların sorumlulukları, ülkeler tarafından paylaşılan ortak doğal kaynaklar ve uluslararası hukukun dağılması, uluslararası hukukun genişlemesi ve farklılaşması neticesinde ortaya çıkan zorluklara odaklanmasıdır. Ayrıca iş bu Komisyon ülkeler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesiyle ilgili pek çok konuyla ilgilenmektedir. Bunun temeli olarak ise Ülkeler ve Uluslararası Organizasyonlar Arasında veya Uluslararası Organizasyonlar Arasındaki  Hukuk Kuralları Anlaşması, 1986 yılında Viyana’da bir konferansta kabul edilmiştir.

Ancak küresel aktörlerin açık ve net olarak ortaya çıktığı bir dönemde Dünya 5’den büyüktür diyen bir ülkeye ve millete karşı açılan savaşta maalesef Birleşmiş Milletler sessiz kalarak Milletlerarası Hukuk kurallarını ve yüklendiği misyonu maalesef kaybetmiştir.

Savaşın, gözyaşının son bulması adına Müreffeh bir dünya için ekonomik ve sosyal  kalkınma, uluslararası barış ve güvenliğin gelişimi açısından uluslararası hukuk kuralları, teamüller, antlaşmalar ve standartların yeniden geliştirilmesi gerekmektedir.

 

Şu da unutulmamalıdır ki ülkemize yönelik dahili ve harici her türlü hukuk dışı hal, hareket ve faaliyet Hukuk önünde en ağır şekilde karşılığını bulacaktır.

 

Tüm bu duygu ve düşünceler ile yeni adli yılımızın dünyamız, ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum.

 

İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı

 

Bu yazı 145 defa okundu.

Yorumlar

"Adli Yıl Açılış Mesajı" için 2 yorum

  1. Fikret Bircan on 04 Eylül 2018 10:50 ]

    Düşüncelerinize katılıyorum.

  2. Fikret Bircan on 04 Eylül 2018 10:50 ]

    Düşüncelerinize katılıyorum.


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!